Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

Temyiz isteminin reddi

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 23.03.2022 tarihli ve 2022/547 Esas, 2022/525 Karar sayılı ek kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı, tutukluluk, kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmama, arama kararının ölçüsüz uygulanması nedeniyle 14.366,44 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 6.073,05 TL maddi, 6.840,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, reddedilen kısım üzerinden davacı yönünden kesin olan karara karşı davacı vekilince yapılan temyiz başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince 23.03.2022 tarihli ek karar ile kesinlik sınırı gereğince reddedilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca manevi tazminatın eksik olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; dava değeri gözetildiğinde kararın kesinlik sınırında kalmadığına, kanun yolunun yanlış gösterildiğine, bilirkişi raporuna yapılan itirazın mahkemece ele alınmadığına, bilirkişi raporunda yer alan hesaplamanın isabetsiz olduğuna, avukatlık ücreti ve cezaevi harcamalarının maddi tazminat kapsamına dahil edilmesi gerektiğine ve manevi tazminatın eksik olduğuna ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/83 Esas - 2021/448 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 28.10.2020-12.01.2021 tarihleri arasında 76 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 01.11.2021 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacıya tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabul edilen ve reddedilen kısım bakımından kesin olarak esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilince karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince temyiz isteminin kesinlik sınırı itibariyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 23.03.2022 tarihli ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.