Sanığa yüklenen suçlardan doğrudan zarar gören ve kamu davasına katılma hakkı bulunan suçtan zarar gören ...'nun bozma öncesi aşamalarda tüm duruşmalara katıldığı ancak Mahkemece katılma hususunda karar verilmediği anlaşılmakla; şikâyetçinin 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin hükümlerin esasına, sanık müdafiinin vekalet ücreti ile sınırlı temyiz taleplerinin incelenmesinde;

A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarihli, 2011/5-137 Esas ve 2013/58 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "aynı davada yargılandığı bir suçtan beraat eden, diğer suçtan ise mahkum olan sanık hakkında müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından, beraat ettiği suç açısından avukatlık ücretine hükmedilmesinin gerekmeyeceği" gözetilerek, Dairemizce sanık hakkında aynı davada yargılandığı resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm tarihi itibariyle düşme kararı verilmesinin gerektiği kabul edildiğinden, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamış, Tebliğnamede bu yönden düzeltilerek onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa yüklenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden beraat hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak DÜŞMESİNE, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.