İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Çekişmeli Konya ili ... ilçesi .../... Mahallesi 292 ada 65 parsel ve 313 ada 11 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) kapsamında yapılan tesis kadastro tespitinin 30.03.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davacılar vekili dava dilekçesinde, murisleri ile birlikte eklemeli olarak kadimden beri zilyetliklerinde bulunan, kadastro çalışmaları sırasında sit alanında kaldığı gerekçesiyle davalı Hazine adına tespit ve tescil edilen, 292 ada 65 ve 313 ada 11 parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya tescilini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.

Dava, kadastro tespitinden önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı yararına eklemeli şekilde zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Konya ili Beyşehir ilçesi ... Mahallesi ... Mevkii 292 ada 65 parsel, ... Mevkii 313 ada 11 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile Beyşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/543 Esas ve 2016/536 Karar sayılı mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazların ... Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 03.10.1991 tarihli ve 1136 sayılı kararı ile doğal sit alanı ve Bakanlar Kurulunun 11.09.1993 tarihli ve 93/4010 sayılı kararı ile Milli Park sınırları içinde kaldığının tespit edildiği, ancak dava konusu taşınmazların 1956 yılından ... Gölü Milli Park statüsüne geçirilen 1993 yılına kadar yaklaşık 37 yıllık zaman aralığında tarımsal alan olarak kullanıldığı, ayrıca parsellerdeki kullanıma Milli Park ilanı olan 1993 yılından sonra da devam edildiği, 1993 tarihli ... Gölü Milli Park sınırları içinde iken, 27.11.2018 tarihli ve 30608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 26.11.2018 tarihli ve 378 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan ... Gölü Milli Park sınırlarına göre taşınmazların ... Gölü Milli Park sınırları dışına çıkarıldığı, uzman orman bilirkişi ile jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarla kesinleşen orman tahdidine, memleket haritaları ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yapılan inceleme, araştırma ve uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazların tamamının 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdidi dışında kaldıkları, orman sayılmayan yerlerden olduklarının da tespit edildiği, çekişmeli taşınmazların üzerinde birinci grup olarak tarif edilen korunması gerekli kültür varlığı bulunmadığı, birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlardan olmadığı, taşınmazların 1. Derece Doğal Sit alanında kaldığından, 5663 sayılı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5663 sayılı Kanun) 1 inci maddesi ile değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun (2863 sayılı Kanun) 11/1 inci maddesi kapsamında yer almadıklarından zilyetlikle iktisaplarının mümkün olduğu anlaşılmakta olduğu, diğer taraftan çekişmeli taşınmazların, Bakanlar Kurulu'nun 11.09.1993 tarihli ve 93/4010 sayılı kararı ile "... Milli Parkı" olarak ilan edilen alan sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmakta ise de; taşınmazların 1993 yılından geriye doğru 20 yılı aşkın süredir davacı tarafın tarım arazisi olarak zilyetliğinde bulunduğu ve söz konusu taşınmazların içinde yer aldığı bölgenin milli park olarak ilan edildiği tarihten çok önce davacılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşulları gerçekleştiğinden, sonradan milli park olarak ilan edilen ve statüsü değişen taşınmazda kazanılmış hakların korunması ilkesi gereğince davacıların da haklarının korunması ve kendilerine mülkiyet hakkı tanınarak taşınmazın adlarına tescili gerektiği, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.11.2015 tarihli ve 2014/8-201 Esas, 2015/2436 Karar sayılı ilamında da aynı hususa işaret edildiği, ayrıca, aynı yerde aynı nitelikte şahıslar adına tescil edilen taşınmazlar hakkındaki davaların Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.