İstinaf başvurusunun esastan reddi
Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Gizli soruşturmacının sanığın teşvik edemeyeceğine, yönlendiremeyeceğine, sanığın üzerine etki edemeyeceğine,
2. Görüntü kayıtlarının hukuka aykırı olduğuna,
3. Sanığın evinde bulunan kullanım sınırında bulunan uyuşturucu maddeyi sanığın kullanmak amacıyla bulundurduğuna,
4. Delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğinden hükmü esas alınmayacağına,
5. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
6. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
7. Sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırmasını gerektirecek somut delil bulunmadığına,
8. 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin hükmün kaldırılması gerektiğine,
İlişkindir.
İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/2043 D. İş sayılı kararı uyarınca sanığın ikametinde yapılan arama neticesinde ele geçirilen uyuşturucu madde ile ilgili olarak soruşturma dosyasından bir karar verilmediği ve ayrıca temyiz incelemesine konu iddianameye de konu edilmediğinin anlaşılması karşısında; zamanaşımı süresi içinde evde ele geçirilen uyuşturucu maddeyle ilgili işlem yapılması
mümkün görüldüğünden, ikamette ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgili ayrıca karar verilip verilmediği, verilmemiş ise bu hususta bir karar verilmesi için mahalli mahkemesince İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması mümkün görülmüştür.
İkinci kez tekerrür hükmünün uygulanmasına ilişkin olarak;
a) Sanığın adli sicil kaydında yer alan İstanbul Anadolu (Kapatılan) 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.01.2014 tarihli ve 2013/698 Esas, 2014/56 Karar sayılı ilamı ile "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçuna ilişkin olduğu, 6545 sayılı Kanun'la 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde yapılan değişiklikler ile koşulların oluşması durumunda, aynı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca "davanın düşmesi" seçeneğine de yer verilmesi nedeniyle, ikinci kez tekerrür hükmünün uygulanmasına neden olan ilamla ilgili olarak yasal değişiklik sonrası bir uyarlama işlemi yapılıp yapılmadığının ve ayrıca hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip değerlendirilmediğinin araştırılması,
b) Sanığın adli sicil kaydında yer alan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ceza Mahkemesinin ilamı ile "eşe karşı kasten yaralama" suçuna ilişkin olduğu, hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirtilen yasal düzenleme uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip değerlendirilmediğinin araştırılması,
Sonucuna göre ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun şekilde elde edildiği, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, eleştiri dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.10.2024 tarihinde karar verildi.