İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) hükümleri uyarınca 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) hükümleri uyarınca 1995-1998 yıllarında yapılıp kesinleşen ..., ... ve ... Devlet Ormanlarında orman kadastrosu ve 2/B uygulaması, 2012 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) Ek-4ncü maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu bulunduğu anlaşılmaktadır.

Davacı vekili dava dilekçesinde, Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 5398 parselin eylemli orman olarak kabulüne karar verilmesini istemiş, davalı Hazine vekili Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan taşınmazların bir kısmının ham toprak, bir kısmının da bahçe vasfında olduğu için Orman sınırları dışına çıkarıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

Çubuk Kadastro Mahkemesinin 18.07.2014 tarih ve 2013/26 Esas 2014/49 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş, temyiz edilmeksizin 12.09.2014 tarihinde kesinleşmekle dosya Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.02.2015 tarih ve 2014/446 Esas 2015/85 Karar sayılı kararı ile; davanın görev yönünden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, iş bu davaya bakmakla Çubuk Kadastro Mahkemesinin görevli olduğuna dosyanın mercii tayini için ilgili Yargıtay Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 21.06.2016 tarih ve 2016/4099 Esas 2016/7345 Karar sayılı kararı ile, Çubuk Kadastro Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine, akabinde Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 20.09.2017 tarih ve 2017/7976 Esas 2017/6578 Karar sayılı kararı ile maddi hatanın düzeltilmesine karar verilmekle birlikte, dava açılışı sırasında toplam 66 parselin dava konusu edilmesi nedeniyle tefrik işlemi esnasında maddi hata oluştuğu dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçesinde belirtilen Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 01.10.2015 tarih ve 2015/4954 Esas 2015/8073 Karar sayılı kararı ile davanın 30 günlük askı ilan süresi içerisinde açılmadığından davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu belirtilmekle yargılamaya Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edildiği anlaşılmıştır.

Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın eylemli durumunun orman olduğu, bahçe olarak belirtilen niteliğinin fiili durumla örtüşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara ili ... ilçesi ... mahallesi ... mevkii 5398 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında bahçe olan niteliğinin, orman (ağaçlık) olarak değiştirilmesine, beyanlar hanesindeki şerhlerin silinmesine, diğer hususların aynen bırakılmasına karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, daha sonra 1995-1998 yılları arasında 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen 2/B uygulaması sırasında XX poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmaz üzerinde meşe ağaçlarının ve çalıların bulunduğu, eğiminin %40-50 olduğu, sınırdaki ... Devlet Ormanının devamı niteliğinde bulunduğu, bozuk meşe meşçesi olduğunun belirlendiği, diğer taraftan çekişmeli taşınmazla aynı nitelikte olan ve batı sınırında yer alan 5397 parsel sayılı taşınmazın kullanım kadastrosu sırasında bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edildiği beyanlar hanesine "1996 yılından bu yana ... kızı ..., ... evlatları ... ve ...’ın kullanımında olduğu, taşınmaz üzerindeki vişne ağaçlarının ... evlatları ... ve ...’a ait olduğu” şerhinin yazıldığı, Orman İdaresi tarafından eylemli orman olduğu iddiasıyla ... kızı ..., ... evlatları ... ve ... (...) aleyhine dava açıldığı, Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/520 Esas 2016/279 Karar sayılı ilamıyla 5397 parselin eylemli orman olduğu gerekçesiyle bahçe olan niteliğinin orman (ağaçlık) olarak değiştirildiği, beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptaline karar verildiği, Hazinenin temyiz itirazlarının Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nce reddedilerek 17.06.2021 tarihinde kesinleştiği, 5397 parselinde batısında ... Devlet Ormanı'nın yer aldığı, yine çekişmeli taşınmazın kuzey ve doğusunda hükmen orman niteliği ile Hazine adına tescil edilen 5395 sayılı Ek-4ncü parselinin bulunduğunun anlaşılmakta olduğu, bu durumda çekişmeli taşınmazın üç tarafının orman olup orman bütünlüğü içinde de yer almakta olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.