İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13.11.2018 tarih, 2018/117 Esas, 2018/190 sayılı kararı ile sanık hakkında Terör örgütü propagandası yapma suçundan, 3713 Sayılı Kanun'un yedinci maddesinin ikinci fıkrası ile ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43üncü maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 22 gün hapis (ertelemeli) cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi'nin 07.11.2019 gün ve 2019/215 Esas 2019/361 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 31.01.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Sanığın bir kısım paylaşımlarının suç teşkil etmediğine,
2.Bir kısım paylaşımların içeriğinin sanık tarafından oluşturulmadığına,
Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
"Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde sanığın örgüt liderinin resminin de bulunduğu terör örgütü mensuplarının fotoğraflarını paylaştığı, örgüt flaması bulunan silahlı askeri araçların fotoğrafını paylaştığı, 11.06.2016 tarihli paylaşımı ile de açıkça örgütü öven ve örgütü Suriye'de devlet kurup, Türk Devleti ile savaşan yürekli ve cesur kadınlar olarak tanımlayan yazı paylaştığı ve bu suretle PKK/KCK terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ve bu yöntemleri teşvik edecek şekilde propagandasını yaptığı, sanığın tespit edilen paylaşımları yaparak aynı suç işleme kararının icrası kapsamında hareket edip değişik tarihlerde atılı suçu birden fazla işlediği, suç işleme kastında yenilenme olmadığı gibi eylemleri arasında teselsülü sona erdiren iddianame veya mahkumiyet kararı gibi herhangi bir hukuki kesinti de bulunmadığı, bu haliyle sanığın eylemlerinin müteselsil suç oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılarak sanığın suçtan kurtulmaya yönelik ifadesine itibar edilmeyerek üzerine atılı PKK/KCK ve YPJ terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. "
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; suç tarihinin 16.11.2017 yerine 2016-2017 yılları şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata görülmüştür.
Terör örgütü propagandası yapmak suçunun TMK'nın 7/2 nci maddesinin 1 inci cümlesinde yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için;
1- "Propaganda" niteliğinde bir fiilin işlenmesi,
2-Yapılan propagandanın; terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla;
-İşlenen fiil terör örgütü ile ilgili olmakla birlikte bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine ilişkin değilse,
-İşlenen fiil terör örgütü ile ilgili ve bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri ilişkin olmakla bu yöntemleri bir başkasına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla işlenmiyorsa,
-İşlenen fiilin konusu terör örgütü ile ilgili ve bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine ilişkin olmakla birlikte bu yöntemleri meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmaya teşvik edecek şekilde değilse tipiklik gerçekleşmeyecektir.
Açıklamalar ışığında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi'nin 07.11.2019 gün ve 2019/215 Esas 2019/361 sayılı kararına karşı sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarınca İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.10.2024 tarihinde karar verildi.