İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği;
1- Sanığın yağma suçuna yönelik kastının bulunmadığına,
2- Suça konu telefonun değerinin az olması nedeniyle sanık hakkında 150/2 maddesi gereğince uygulama yapılmasına,
3- Sanık hakkında 168 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Olay tarihinde sanığın eşinin görüştüğünü düşündüğü şahsın bilgilerine ulaşmak amacıyla mağdurun elindeki telefonu itiş kakış neticesinde zorla aldığı ve mağdurdan telefonun şifresini istediği, mağdurun şifreyi vermek istememesi üzerine sanığın mağdurun boğazını sıktığı ve dosyada bulunan adli muayene raporundan da anlaşılacağı üzere mağdurda basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmanın meydana geldiği, olay yerine gelen kolluk kuvvetlerince sanığın yakalandığı, yakalama esnasında yapılan üst aramasında sanığın üzerinden iki adet telefonun çıktığı ve sanığın telefonlardan birinin eşinden almış olduğu cep telefonu olduğunu, bu telefonun içerisinde eşinin başka bir erkekle yazışmalarının olduğunu beyan ettiği, dosyada tanık olarak dinlenen ... ve ...'in ise soruşturma aşamasında alınan beyanlarında "... ise ... telefonun şifresini söylemesini, kiminle konuştuğuna bakıp telefonu geri vereceğini söyledi, ... telefonun şifresini vermedi" şeklinde beyanda bulundukları, ayrıca mağdurun kovuşturma aşamasında alınan beyanında "başka biri ile konuşuyor muyum diye merakından telefonumu aldı" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla, sanığın ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastı ile atılı suçu işlediği yönünde delil bulunmadığı, sanığın mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralayarak cep telefonunu alması fiilinde, kasten yaralama suçu yanında ayrıca yağma suçunun oluşmayacağı, zira sanığın, Kanun'un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı, sanığın kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği ve telefonu faydalanmak maksadı ile aldığı hususu sabit olmadığından, unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 22.02.2022 tarihli ve 2021/1018 Esas, 2022/316 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden hükmün, Tebliğname gerekçesine aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kozan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
07.10.2024 tarihinde karar verildi.