İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili ... ilçesi ... Köyü ... Mevkiinde bulunan ve eski tapu kaydında 168 ada 13 parsel numarası ile kayıtlı, müvekkilin annesi ve kız kardeşine ait olarak gözüken 5.000 m2'lik taşınmazın aralarındaki anlaşma ile mülkiyeti ve zilyetliğinin davacı müvekkile devredilmiş olduğunu, 20 yılı aşkın süredir müvekkilin malik sıfatıyla zilyetliğinde iken kadastro tespiti sırasındaki yanlışlık nedeni ile müvekkinin adına tapu edilmesi gerekirken 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde orman arazisi olarak değerlendirildiğini, dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile keşifte belirlenecek sınırları ve kesin yüzölçümü üzerinden müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu yeri 20 yıl kendilerinin zilyetliğinde geçtiğini ileri sürmüş ise de bunun tespiti ile taşlık ve çalılık arazinin öncesinin kadim mera olup olmadığının incelenmesi, taşlık ve çalılıkların tamamen temizlenme tarihinin tespiti ve davacı tarafından yapılan imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığının, taşınmazın kültür arazisi vasfını kazanıp kazanmadığının tespiti gerektiğini bildirmekle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; Artvin ili ... ilçesi ... Köyü ... Mevkiinde bulunan ve tapu kayıtlarında 101 ada 1 parsel sayılı orman parseli içerisinde bulunduğu belirtilen taşınmazları da kapsayacak şekilde Kadastro çalışmaları yapıldığını ve davacının ilgili orman parseli içerisinde kalan taşınmazların kadastro çalışmaları ile ilgili olarak süresi içerisinde Kadastro Mahkemesine itiraz etmediğini ve kadastro tutanakları 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesine göre kesinleştiğini, kadastro çalışmalarında orman sınırlarının belirlenmesinde isabetsizlikler olduğu kanaati ile davacı tarafından müvekkil kurum aleyhine dava açıldığını, dava dilekçesinde orman parseli içerisinde kaldığı belirtilen taşınmazın orman vasfında olduğunu, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyette bulunulmasının da orman arazisi olma özelliğini kaybettirmeyeceğini bildirmekle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmaz üzerinde yaşlı orman ağaçlarının bol miktarda bulunduğu, bitki örtüsü, toprak yapısı ve eğimi bakımından her yönüyle çevresindeki arazilerle bütünlük sağladığı, tarım arazisi vasfında olmadığı, orman bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın üzerinde 15-130 yaşlarında sarıçam, 20-60 yaşlarında ladin ağacının bulunduğunu, toprağının orman toprağı yapısında olduğunu, dört bir yanının orman alanları ile sınırlı olduğunu, 1971 yılı çekimli hava fotoğraflarında orman alanlarında kaldığını, orman amenajmanı meşcere haritasında orman alanları kapsamında kaldığını, 4785 sayılı orman yasanın orman tanımı kapsamına girmediği, hava fotoğrafları ve memleket haritalarına göre taşınmaz üzerinde 1971 tarihinden itibaren orman ağaçlarının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın yürürlükte bulunan 6831 sayılı orman yasasına göre orman sayılan yerlerden olduğunu belirtmeleri, ayrıca keşif sırasında da dava konusu taşınmazın tümünün üzerinde ladin, çam, göknar ağaçlarının bulunduğunun, tarımsal faaliyetin yapılmadığının gözlemlendiği, dava konusu yerin tarım arazisi olmadığı, 4785 sayılı Yasa karşısında davacının ibraz etmiş olduğu eski tapu kaydının hüküm ifade etmediği, dava konusu yerin dört tarafının ormanla çevrili olması, orman bütünlüğünü bozacak nitelikte olması durumu dikkate alınarak dava konusu eski tapuda kayıtlı 168 ada 13 parselin kapladığı alanın (krokide B harfi ile gösterilen kısım) 6831 sayılı Kanuna göre orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.