Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız tutukluluk nedeniyle 120.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile davacının tutuklu kaldığı 29.04.2016 - 24.05.2016 arasındaki dönem için 1.127.36 TL, 01.01.2017 - 24.12.2019 arasındaki dönem için 58.285.91 TL maddi ve 95.000 TL manevi tazminatın, ilk dönem tutukluluğu ile manevi tazminat yönünden tutuklama tarihinden, ikinci dönem tutukluluğu için de 01.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, davalı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, ilk dönem tutukluluğu için maddi tazminatın 1.084.15 TL'ye ve manevi tazminat miktarının 70.000 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; tazminat şartlarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarının
yüksek olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/35 Esas – 2020/62 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve temini suçundan 29.04.2016 - 24.12.2019 tarihleri arasında 1334 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 28.02.2020 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, davacının tutukluluk süresinin infazına ilişkin yapılan araştırmada, 29.04.2016 - 24.05.2016 tarihleri arasında 25 gün ve 01.01.2017 - 24.12.2019 tarihleri arasında 906 gün tutuklu kaldığının tespit edildiği, tutukluluk süresinin mahsuba konu yapılmadığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk dönem tutukluluk süresine ve manevi tazminata ilişkin hükmedilen tazminat miktarının indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacının 29.04.2016 - 24.05.2016 tarihleri arasında 25 gün ve 01.01.2017 - 24.12.2019 tarihleri arasında 906 gün tutuklu kaldığının tespiti üzerine, her bir dönem için ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilmesi ve her dönemin başlangıcına göre faize hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden ve nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması temyiz edenin sıfatı doğrultusunda bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı 29.04.2016 - 24.05.2016 tarihleri arasında 25 günlük döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan ‘’1.051.98 ’’ TL yerine, bu miktarın üstünde kalacak şekilde ‘’1.084.15’’ TL, 01.01.2017 - 24.12.2019 tarihleri arasındaki 906 günlük döneme ilişkin ise net asgari ücret üzerinden hesaplanan ‘’ 51.391.08 ’’ TL yerine, bu miktarın üstünde kalacak şekilde ‘’58.285.91’’ TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-f maddesi gereği hüküm fıkrasının maddi tazminat miktarının belirlendiği bölümünde yer alan 29.04.2016 - 24.05.2016 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ''1.084.15 TL" ibaresinin, "1.051.98 TL" ibaresi ile 01.01.2017 - 24.12.2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ''58.285.91 TL'' ibaresinin ise ''51.391.08 TL'' ibaresiyle değiştirilmesi suretiyle oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.