Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, tazminat ve kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, toplam 7.863,89 TL alacağın tahsiline karar verilmesi üzerine, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece,dava dilekçesinin sonuç kısmında davacının faiz talebinin yazılı olmadığı, bu durumda dilekçenin başlık ve içeriğinde faiz talebi bulunmuş olsa da faize hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacının faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
HUMK'nun 179.maddesinde dava dilekçesinin neleri içermesi gerektiği açıklanmıştır. HUMK'nun 179/3.maddesine göre,dava dilekçesinin talep sonucu kısmı çok açık bir şekilde yazılmalıdır. Ancak talep sonucu açık değil ise mahkeme davacıya talep sonucunu açıklattırmalıdır. Kural olarak dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde faiz talebinin açıkça yazılması gerekir. Ancak, faiz talebinin dava dilekçesinin başlık bölümünde ve metninde gösterilmesi,talep sonucu kısmında gösterilmemesi usulü bir eksiklik ise de esas maksat yeteri derecede anlaşıldığı takdirde faiz talebinin varlığı kabul edilmelidir.
Olayımızda; davacı vekili,dava dilekçesinin başlık kısmındaki talep konusu bölümünde açıkça “alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini” talep etmiştir. Davacı vekili ayrıca,dava dilekçesinin metin(gerekçe) kısmında da faiz talebini yinelemiştir. Dava dilekçesinin sonuç kısmında faiz talebinin bulunmaması nedeniyle davacı tarafın faiz isteği bulunmadığı sonucuna varılamaz. Dava dilekçesinin talep konusu ve gerekçe kısmından açıkça ve tereddüte yol açmayacak şekilde davacı tarafın dava tarihinden itibaren yasal faiz talebi bulunduğu anlaşıldığına göre şekli bir yaklaşım ile talep sonucu kısmında faiz talebinin bulunmaması gerekçesiyle davacı tarafın faiz talebinin reddi doğru olmadığından hükmün faize ilişkin olarak bozulması gerekmiştir.
Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin faize ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün faize hasren BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.