İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.02.2019 tarih, 2018/307 Esas, 2019/43 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.02.2020 gün ve 2019/975 Esas, 2020/409 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.01.2022 tarih ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle,

Yapılan takiplerde FETÖ silahlı terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen ve 1/54’e kadar numaralandırılan toplantılardan 5 tanesine katıldığı görülmüş olup bu toplantılara sanık ile katıldığı tespit edilen bir kısım şahıslar hakkında örgüt üyeliğinden hüküm tesis edildiği anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi kabulünde isabetsizlik bulunmadığına,

Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

"Sanığın 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra tutuklanan veya hakkında soruşturma yapılan kişilerin aileleri için mağdur zarfı adı altında himmet ve yardım toplaması, örgüt üyeleriyle toplantı yapması ve örgütsel eylemlerine 15 Temmuz dan sonrada devam etmiş olması, bu hususların CMK'nın 135 ve 140 ıncı maddeleri çerçevesinde elde edilen iletişim tespiti ve fiziki takiplerle net bir şekilde tespit edilmiş olması, tanık ... soruşturma aşamasında etkin pişmanlık beyanlarında bulunmuş olup yargılama aşamasında tanık olarak dinlendiği etkin pişmanlık beyanlarına aykırı ve çelişen beyanlarda bulunmuş olması nedeniyle tanık ...'ın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan ve mahkememizce de itibar edilen beyanlarında sanığı ... isimli şahsın Küçük Bölgeci olarak mütevelli heyetimde yer alan şahıslardan olduğunu beyan etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın küçük bölge imamlığı yaptığı ve mütevelli olduğu, sanığın 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra örgütün toparlanması, cezaevinde bulunan örgüt mensuplarına yardım amaçlı bu örgütün toplantılarına katılması, iletişimin dinlenmesine ilişkin hakimlik kararları ve tutanaklar, tape değerlendirme raporu, teknik araçlarla izleme takip ve tarassut tutanağı ile tüm dosya kapsamının bütün olarak değerlendirilmesinde sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmadığına ilişkin savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir."

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

"Sanık yukarıda izah edildiği üzere hakkındaki suçlamaları kabul etmemektedir. Hakkında beyanda bulunan ... tanık olarak bizzat duruşmada dinlenmiş, müdafi huzuru ile kolluk aşamasında vermiş olduğu beyanını kabul etmemiştir. İletişimin dinlenmesi ve tespiti ile teknik takip konusundaki tutanaklar içerikleri ile ...'ın beyanı delil olarak ileri sürülmektedir. Söz konusu tutanaklar içeriğinde sanığın mahkumiyetine yetecek her türlü kuşkudan arındırılmış, kesin bir delile rastlanılamamıştır. Ayrıca ...'ın mahkeme huzurunda vermiş olduğu kovuşturma aşamasındaki beyanı dairemizce muteber kabul edilmiştir. Bu konuda heyetimizde tam bir hukuki ve vicdani kanaat oluşmuştur. ...'ın müdafi huzuru ile kolluk aşamasında verdiği beyanı ayrıca bir somut delil ile desteklenememektedir. Bu nedenle itibar olunamamıştır. Sanık hakkında silahlı terör örgütü üyesi olduğunu gösterir başkaca hiçbir delil bulunmamaktadır. Ceza mahkumiyeti her türlü şüpheden arındırılmış, açık kabul etmeyen, kesin ve net delillere dayanmalıdır. Sanığın atılı suçlama nedeniyle mahkumiyeti konusunda açıklanmaya çalışıldığı üzere yeterli delil bulunamamış, bu nedenle sanığın eyleminin sabit olduğu konusundaki şüphe bertaraf edilememiştir. Heyetimizde oluşan hukuki ve vicdani kanı bu yönde oluşmuştur. "

Yapılan yargılama sonunda sanığın üzerine atılı suçu işlediği yönünde mahkumiyetini gerektirir, her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.02.2020 gün ve 2019/975 Esas, 2020/409 sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.10.2024 tarihinde karar verildi.