Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.06.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, izinsiz yapılan çit direklerinin sökülmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Davacılar, Karahıdırlı Köyü 646 ve 647 sayılı parsellerin malikleri olduklarını, taşınmazlarından davalıya ait 1000 parsel sayılı taşınmazın yararına geçit ... tesis edildiğini, kararın infazı yapılırken davacı tarafından geçit güzergahına beton çit direkleri dikildiğini, ayrıca moloz taş ile tarım toprağı olmayan toprak dolgu yapıldığını, davalının geçite konu yolda kalıcı tasarruflarda bulunamayacağını, beton çitin taşınmazlarının kendilerine kalan kısımlarındaki su kanalı, çift sürme ve diğer çalışmalarını engelleyeceğini, geçit yoluna döşenen dolgu malzemelerinin kışın sel suları ile tarlaya yayılarak tarım toprağına zarar vereceğini ileri sürerek yaratılan çekişmenin önlenmesine, çitlerin sökülmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı cevabında, geçit tesisi kararının infazı sırasında sadece geçit yolunu belirlemek için kazıklar çakıldığını, davalıların geçişlerini ve zirai faaliyetlerini engelleyici bir durumun söz konusu olmadığını, her türlü mevsim şartlarında traktörle buradan geçebilmesi gerektiğini, gereksiz hafriyat ve dolgu yapmadığını savunmuş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacılar hükmü temyiz etmişlerdir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, Bergama Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.06.2008 tarihli ve 2007/689 Esas 2008/627 Karar sayılı kararı ile davalı ... adına tapuda kayıtlı 1000 sayılı parsel yararına, tapuda davalı ... adına kayıtlı 646 parsel ile dava dışı 498 sayılı parseller üzerinden geçit kurulduğu, davacı ... adına kayıtlı 647 sayılı parsel üzerinden ise geçit kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Davacılar, davalının geçit olarak kendisine tahsis olunan yeri amacına uygun olarak kullanmadığını, tarım arazisi vasfının bozulduğunu, bu şekilde aynı zamanda geçit kurulan yerin dışında kalan davacıların tarım arazilerine de zarar verildiğini ileri sürmektedir. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus; geçit ... kurulan bir taşınmazda yükümlü taşınmaz malikinin mülkiyet ... da devam ettiğinden davalının eylemlerinin geçit olarak verilen kesime ve davacıların taşınmazlarının geçit kurulan yer dışında kalan kısımlarına elatma teşkil edip etmeyeceğidir.
Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesindeki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile mülkiyet hakkının sınırları belirtilmektedir. Zorunlu geçit ... da kanundan ... yasal bir sınırlamadır. Geçit ... taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak ... olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak geçit davalarında komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ..., yararına geçit verilen taşınmaz malikine, yükümlü taşınmazdan genel yola çıkmak üzere geçit yerine girmek ve çıkmak yetkisini verir. Yükümlü taşınmazın maliki de bu hakka halel getirmemek üzere mülkiyet hakkına dayanarak geçit yerinden yararlanır.Yani hem hak sahibi hem de malik geçit yerini kullanır.Aralarında bağdaştığı oranda bir menfaat birliği vardır.
Mahallinde yapılan keşifte hazır bulunan ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 1.12.2009 tarihli raporda; keşif tarihi itibariyle 646 sayılı parselin geçit kurulan bölümünün bir kısmına taş ve çakıl döküldüğü, ayrıca geçit güzergahına 46 adet beton direk dikildiği, direklerin mesafe aralıkları nazara alındığında 646 ve 647 sayılı parsellerde yapılacak tarıma engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir.
Sonraki tarihlerde haricen Asliye Hukuk Mahkemesince 2010/54 D.İş numarası ile yapılan tespit sonucunda düzenlenen ve bu dosyaya alınan 26.04.2010 tarihli inşaat ve ziraat bilirkişilerinin müştereken düzenledikleri bilirkişi raporunda ise; geçit güzergahına beton direkler dikildiği yol yapılırken dolgu malzemesi ile doldurularak 30 cm yüksekliğinde kot farkı oluşturulduğu, 647 sayılı parselin kenarından geçen derenin taşması sonucu yoldaki çapı 1.5-2 cm olan dolgu malzemelerinin 646 sayılı parselin içerisindeki yaklaşık 20 m2 alana yayıldığı belirtilmiş; raporlar arasında çelişki bulunduğu görülmüştür.
Dosya kapsamına ve toplanan delillere göre mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davalının 1000 sayılı parseli yararına geçit olarak tesis edilmiş olduğundan 646 sayılı parselin geçite ayrılan kesimini davalının artık yol olarak kullanılabileceği konusu tartışmasızdır. Ancak tarafların arazilerinin “tarla” niteliğinde olması nedeniyle ve geçitin de tarım arazilerine gidiş gelişi sağlama amacına yönelik olduğu nazara alındığında iyileştirme çalışmaları yapılırken taşınmazın tarla vasfının bozulmaması gerekir.
Diğer taraftan geçit sahibinin taşınmazı lehine kurulan geçitten yasanın öngördüğü biçimde yararlanması esastır. Davalı, cevap dilekçesinde traktör geçmesi nedeniyle yolda çökmeler olduğunu, buralara da su dolduğundan geçişi engellediği gerekçesiyle yolda ıslah çalışmaları yaptığını savunmaktadır.
Bu durumda mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak öncelikle hükmen tesis edilerek tapuya şerh verilmiş olan geçit krokisi ilgili yerden getirtilip zemine uygulanarak geçit kurulan yer belirlenmelidir. Daha sonra gerek mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu, gerekse davacılar tarafından yaptırılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeli, geçit yerinde gerçekten hafriyat yapılarak yerine taş dolgu veya mıcır dökülüp dökülmediği, bu şekilde tarım arazisi vasfının bozulup bozulmadığı ayrıca davacıların geçit kurulan yerin dışında kalan arazilerine dolgu malzemelerinin yayılması sonucu herhangi bir zarar verilip verilmediği tespit edilerek yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden rapor düzelttirilmelidir.
Davalının buradan gelip geçmeyi kolaylaştırmak amacıyla ısalh çalışmaları yapması mümkün ise de; geçit ... kurulan bir taşınmazda yükümlü taşınmaz malikinin mülkiyet ... da devam ettiğinden geçitin amacını aşacak tarzda ve yükümlü taşınmaza zarar verecek nitelikte işlemler
yapıldığı takdirde bu çalışmaların özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alan zorunlu geçit kurulmasına ilişkin yasa hükümlerine aykırı olacağı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan edenlerle, davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 22.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.