SUÇLAR: Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 Tarihli ve 2015/572 Esas, 2016/206 Karar Sayılı Kararı ile sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık ... müdafinin temyiz isteği, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.
Sanıklar ..., ... ve ...'in temyiz isteği, suç kastlarının olmadığına, haklarında beraat kararları verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Suç tarihinde Karaisalı İlçesi ... Köyü muhtarı olan sanık ... ile ihtiyar heyeti üyeleri olan sanıklar ... ve ...'un, sanık ... tarafından 816 sayılı parsele kayıtlı ortak hisseli araziye 2009 2011 yılları arasında bina inşa ettiğini bilmelerine karşın, köy karar defterine söz konusu binanın 2004 yılından önce yapıldığına dair kararı yazarak imzaladıkları olayla ilgili olarak açılan kamu davasında; sanıklar savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, sanık ...'in mağdur olmaması, elektrik ve su aboneliği alabilmesi için böyle bir karar aldıklarını, suç kastlarının olmadığını belirtmiş, sanık ... de, elektrik ve su aboneliği alabilmek için binanın emlak vergilerini yatırdığını, bu belgeleri köy muhtarına götürdüğünde onun ve diğer sanıkların kararı imzaladıklarını belirtmiş, Mahkemece sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamı ile atılı suçların sübut bulduğu kabulü ile haklarında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
1.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların sahtecilik kastıyla hareket ettiğinin sabit olmadığı, görevinin gereklerine aykırı hareket eden sanıklar ..., ... ve ...'nın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, sanık ...'in de 5237 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen bağılılık kuralı gereğince aynı maddeden cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suç vasfında hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması,
2.Hüküm fıkrasında uygulama maddesinin 204/2 yerine 204/1 olarak gösterilmesi,
3. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 Tarihli ve 2015/572 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii ile diğer sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2024 tarihinde karar verildi.