Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; Gördes ilçesi Güneşli Beldesinde bulunan sınırları dava dilekçesinde belirtilen yaklaşık 40 dönüm miktarındaki taşınmazın yörede ilk kez yapılan ve 15.08.2013 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu sırasında orman sınırları içinde tespit gördüğünü, oysa davacının 20 yılı aşkın bir süreden beri aralıksız, fasılasız, malik sıfatıyla bu taşınmazı kullandığını ileri sürerek, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılarak davacı adına tapuya tescilini, olmadığı takdirde taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi vasfında olduğunun tespiti ile tapu kaydı üzerine 2/B şerhi konulmasını istemiştir.

Davalı ... vekili; yasal dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiş, kabul edilmesi halinde de Manisa Büyükşehir Belediyesi aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın (E1) ve (F) rumuzu ile gösterilen toplam 46.298,98 m2'lik kısmı için zilyetlikten kazanma şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine, Manisa ili Gördes ilçesi Güneşli Beldesindeki ekli fen bilirkişi raporunda (E2) rumuzuyla gösterilen 7.124,47 m2'lik kısım yönünden davanın reddine, (E1) rumuzuyla gösterilen 14.613,86 m2 ile aynı bilirkişi raporunda (F) rumuzuyla gösterilen 31.685,12 m2 kısımlar yönünden davanın kabulüne, bu kısımların orman tahdit sınırı dışına çıkarılmasına, fen bilirkişi raporunda (E1) ve (F) rumuzlarıyla gösterilen toplam 46.298,98 m2'lik kısmın davacı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinden kaynaklı tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Davanın ilk olarak Salihli Kadastro Mahkemesinde açıldığı, Mahkemece 17.04.2014 tarihli kararla davanın kısmen kabulü ile Manisa ili Gördes ilçesi Güneşli Beldesinde bulunan ekli fen bilirkişi raporunda (E2) rumuzu ile gösterilen 7.124,47 m2'lik kısım yönünden davanın reddine; (E1) rumuzu ile gösterilen 14.613,86 m2 ve (F) rumuzu ile gösterilen 31.685,12 m2 yüzölçümündeki bölümler yönünden davanın kabulüne, bu kısımların orman tahdit sınırları dışına çıkartılarak davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği; hükmün, davalı ... İdaresi tarafından (E1) ve (F) harfleriyle gösterilen bölümler yönünden temyiz edildiği ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/214 Esas ve 2015/192 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, bozma ilamında özetle; orman niteliği ile Hazine adına tespit edilen çekişmeli parselin belli bölümlerine açılan kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatının Orman İdaresi ile birlikte Hazineye ait olduğu belirtilerek yasal hasım olan Hazinenin davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, kabule göre de taşınmazın orman sınırları içinde bırakılması ya da dışına çıkarılması şeklinde hüküm kurulabileceği, tescil hükmü kurulamayacağı, tescil hükmü hakkında karar verme görevinin genel mahkemelerde olduğunun belirtiltiği, Mahkemece bozma ilamına uyularak 21.10.2015 tarihli kararla davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Manisa ili Gördes ilçesi Güneşli Beldesinde bulunan ve ekli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (D), (E) ve (F) rumuzları ile gösterilip miktarları belirtilen yerler zaten orman sınırları dışında kaldığı için bu kısımlar yönünden davanın reddine, fen bilirkişi raporunda (E2) rumuzu ile gösterilip miktarı 7.124,47 m2 olan kısım yönünden davanın reddine, (E1) rumuzu ile gösterilip miktarı 14.613,86 m2 olan yer ile aynı bilirkişi raporunda (F) rumuzu ile gösterilip miktarı 31.685,12 m2 olan kısımlar yönünden davanın kabulü ile bu kısımların orman tahdit sınırı dışına çıkartılmasına, davacının tescil talebi mahkemenin inceleme kapsamı dışında olduğundan karar kesinleştikten sonra dosyanın görevli ve yetkili Gördes Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, hükmün davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/16570 Esas ve 2017/4511 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince davacı lehine zilyetlikle kazanım şartları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; mahallinde yapılan keşif sonrasında ziraat mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 10.03.2020 tarihli raporda, taşınmaz üzerinde 65-75 yaşlarında zeytin, badem ve armut ağaçları olduğu, taşınmazın 30-35 yıldır işlendiği belirtilmekle birlikte, raporda taşınmazdaki ağaçların yaşı, sayısı, yayılımı ve aşı yaşı konusunda bir bilgi olmadığı gibi, taşınmadaki kullanımın ne zaman başladığı da belirtilmemiş, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, dava konusu yeri 20 yıldan uzunca bir süredir davacının kullandığını, davacıdan önce de dedesi ve babası tarafından kullanıldığını beyan etmiş olup söz konusu ziraat mühendisi bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişilerin ifadesi, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususlarını açıklamaya yeterli bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski ve dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman ziraat mühendisleri arasından seçilecek bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; çekişmeli taşınmazın iktisap edilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri uyarınca emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunlu olduğundan dava tarihiden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları fen ve uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişilerce stereoskopla incelenmeli, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliği, eğim durumu, imar ve ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı belirlenmeli, taşınmazların kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla sözü edilen hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazın türü, zilyetlik bulunup bulunmadığı, varsa zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü belirtir fotoğraflarla desteklenmiş, taşınmazın üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, aşı yaşı ve dağılımını da belirten, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de fen bilirkişi raporunda (E1) ve (F) harfi ile gösterilen dava konusu yerlerin Salihli Kadastro Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2015/84 Esas, 2015/73 Karar sayılı kararı ile orman tahdid sınırı dışına çıkarılmasına karar verildiği ve anılan karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/16570 Esas ve 2017/4511 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği halde, yeniden (E1) ve (F) harfi ile gösterilen dava konusu yerlerin tahdit dışına çıkarılmasına karar verilmesi de usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.