SUÇLAR: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Malatya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2014/1019 Esas, 2016/297 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği, aynı eylemden iki ayrı ceza verilemeyeceğine, sanığın etkin pişmanlık göstermiş olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmadığına, sabıkasız olup şikâyetçilerin zararını gidermeye çalışan sanık hakkında teşdit uygulanarak ceza tayinine, lehe hükümlerin uygulanmamasına, kararın bozulmasına ilişkindir.

Sanığın, katılanın yetkilisi olduğu firmada satış temsilcisi olarak çalıştığı, pazarlama ve tahsilat yetkilerinin bulunduğu, çalıştığı dönem içinde satış yaptığı firmalardan yaptığı tahsilatları uhdesinde tuttuğu, bu durumun anlaşılmaması için şirket müşterilerine ait kaşeleri de kullanarak suça konu, bir kısmının unsurları tam bir kısmının unsurları eksik olan bonoları sahte olarak düzenlediği, bu şekilde üzerine atılı zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarını işlediği iddia ve kabul edilmiştir.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun ise katılan şirket yetkilisine karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Malatya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2014/1019 Esas, 2016/297 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, Malatya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2014/1019 Esas, 2016/297 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2024 tarihinde karar verildi.