Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Mahkemece yapılan araştırma incelemenin yetersiz olduğu, yörede 1953 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın bulunduğu yer herhangi bir nitelendirme yapılmaksızın tescil harici bırakılmış olup 2005 yılında yapılan orman kadastrosunda ise orman sınırları dışında bırakıldığı, bir yerin özel mülk olarak kişiler adına tesciline karar verilebilmesi için yalnız kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması yeterli olmayıp, kazanma koşulları yanında taşınmazın niteliği itibariyle kazanmaya elverişli yerlerden olması gerektiği, bu nedenle somut olayda, mahkemece taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının kendiliğinden araştırılması gerektiği açıklanarak, usulüne uygun orman araştırması yapılması, taşınmazın orman olmadığının tespiti halinde ise usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " dava konusu yerin ormana bitişik olmadığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu, toprak yapısının niteliği itibariyle tarım arazisi olarak kullanıldığı, uygulama imar planının bulunmadığı, keşif esnasında dava konusu yerde dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarına göre, davacı tarafından dava konusu yerin davacı ve davacıdan önce ailesi tarafından en az 1960'lı yıllardan beri kullanıldığı, ziraat bilirkişisi raporunda en az 35 - 40 yıldır tarım yapılmakta olduğunun belirlendiği, bu haliyle mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile zilyetlik konusunda uyuştuğu " gerekçesiyle, davanın kabulüne ve 13.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda harita mühendisi ... tarafından hazırlanan krokide "A" harfi ile gösterilen Antalya ili Serik ilçesi ... Mahallesi ... Mahallesi Mevkiinde bulunan 9.340,35 metre karelik alanın tarla vasfında davacı adına tapuya tesciline, harita mühendisi bilirkişisinin hazırlamış olduğu 13.11.2019 tarihli krokinin gerekçeli kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Taraflarca 1086 Sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.