Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; Ahır Dağı eteğinde bulunan ve sınırları dava dilekçesinde gösterilen 3-4 dönümlük taşınmazın, davacının babaannesi ... tarafından kullanılmakta iken, ...'nin 1993 yılında vefatı ile taşınmazın davacının babası ... ... ve amcaları ..., ... ve ... ile halası ... 'ye geçtiğini, davacının babaannesinin vefatından birkaç yıl sonra 1995 yılında bu yeri amcaları, halası ve babasından satın aldığını ve bu yeri satın aldığı tarihten itibaren nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile kullandığını, dava konusu yerin kadimden beri önce murisleri, sonrasında satıcılar ve son olarak da davacı tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, dava konusu yerin daha önce yapılan kadastro çalışmalarında boşluk olarak tapulama harici bırakıldığını iddia ederek, dava konusu yerin davacı adına tespit ve tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın bulunduğu kısımda kadastro çalışmalarının 25.06.1975 tarihinde kesinleştiğini ve dava konusu taşınmazın ormanlık saha olarak tespit dışı bırakıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... İdaresi vekili; dava konusu taşınmazın bulunduğu kısımdaki kadastro çalışmalarının 25.06.1975 tarihinde kesinleştiğini ve dava konusu taşınmazın da ormanlık saha olarak tespit dışı bırakıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 26.04.2016 tarih ve 2014/91 E., 2016/199 K. sayılı kararla; dava konusu yerin 25.06.1975 tarihinde kesinleşen tespitle ormanlık saha olarak belirlendiği ve 16.01.2000 tarihindeki tespitle orman sahası dışarısına çıkarıldığı ve 2000 yılından bu yana 20 yıllık süre dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli ve 2017/5684 E., 2019/6890 K. sayılı ilamıyla; ".... Mahkemece; 6360 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, dava konusu taşınmazın sınırları içinde bulunduğu Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Orman Yönetiminin davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili oluşturulmalı, ayrıca çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığı, kapsamında ise hangi tarihte imar planına alındığı ilgili Belediyeden sorulmalı tüm deliller toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının dava konusu taşınmazdaki zilyetliğinin 1995 yılı itibari ile başladığı, davacının dava konusu (A) harfi ile gösterilen taşınmazın zilyetliğini satış ve devir sureti ile önceki zilyetlerden elde ettiği, dolayısı ile eklemeli zilyetliğin söz konusu olduğu ve davacının bundan önceki zilyetlerin zilyetlik sürelerinden yararlanacağı, yine orman bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere dava konusu (A) ile gösterilen alanın, dava konusu taşınmazın içinden ve doğusundan, güneyinden geçen … 212,213,214,215 … numaralı orman tahdit hattının dışında orman olmayan kısmında kaldığı ve orman sayılmayan alanlardan olduğu, orman vasfını taşımadığı, bu kapsamda hava fotoğraflarının incelenmesinde tespit edildiği üzere, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının imar-ihyasına 1960'lu yıllarda başlandığı ve 1970'li yıllarda tamamlandığı, zilyetlik ile kazanmaya yeterli emek ve harcamanın yapıldığı, dolayısı ile zilyetlik için ön görülen 20 yıllık sürenin 1990 yılı itibari ile dolduğu, davacının taşınmazı 1995 yılında önceki zilyetlerden devralarak dava tarihine kadar aralıksız, malik sıfatı ile nizasız bir şekilde tasarruf ettiği, dava konusu taşınmazın 50-60 yıldır tarımsal amaçlı kullanıldığının anlaşıldığı, ziraat bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere, davaya konu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının mevcut haliyle devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayan yerlerden olduğu, tarımsal kullanım bakımından zilyetlikle kazanılmaya elverişli olduğu, olağanüstü zamanaşımı yoluyla taşınmaz iktisabına ilişkin yasal şartların davacı lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Kahramanmaraş ili Dulkadiroğlu ilçesi Gazipaşa mahallesinde kain fen ve harita bilirkişi tarafından düzenlenen 26.04.2021 tarihli rapor eki krokide (A) harfi ile gösterilen 2977,52 m2 yüzölçümlü taşınmazın, bağ vasfı ile ... ... ve ... kızı 01.01.1958 doğumlu ... T.C. kimlik numaralı davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.