Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tapusuz taşınmazın tescili talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince kararın yetkisizlik gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davalı Hazine ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerinde düzenlenen, tapusuz taşınmazın zilyetlik yoluyla tescil istemine ilişkindir.
Yörede orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastrosu 1984 yılında yapılarak kesinleşmiştir.
Davacı, 24.03.2014 havale tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Kelekçi köyü hudutlarında bulunan ev ve arsasının tapuda kayıtlı olmadığını, imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.
Yapılan yargılama neticesinde Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, 04.12.2014 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen alanın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen alan yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından (A) harfli alana yönelik olarak temyiz edilmiştir. Verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.11.2018 tarih ve 2018/3835 Esas 2018/7343 Karar sayılı ilamıyla yetkisizlik gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda yetkisizlik kararı verilerek dosya yetkili mahkemeye gönderilmiş.
İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 312.06 metrekarelik kısmı yönünden; mera niteliğindeki taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağından reddine, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 694,36 metrekarelik kısmı yönünden; keşifte yapılan tespitler, müzekkere cevaplarından taşınmazın köy boşluğu olarak tescil harici bırakıldığı, Yargıtay içtihatları doğrultusunda nitelik olarak basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerlerden olduğu, Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince iktisap edilebileceği, taşınmaz üzerinde bulunan ev ve ahırın yaklaşık 40 yıl önce davacı tarafından yapıldığı ve kullanıldığı, nitelik gereği ev yapmak suretiyle kullanımın ekonomik amaca uygun zilyetliği sayılacağı, taşınmazın mahallinde ve yerel gazetede ilanı yaptırılmış olmasına rağmen ilanı takip eden 3 aylık süre içinde herhangi bir hak talebi ile müracaat eden olmadığının bildirilmesi karşısında davacının taşınmazın niteliği itibariyle ekonomik amaca uygun olarak 20 yıldan fazla süredir zilyetliğinde bulundurduğu analaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı ... İdaresi vekili tarafından; " Dava konusu yerin eski tarihli memleket haritasında ve amenajman planında orman alanı olarak gözüktüğü, orman sayılan yerlerin zamanaşımıyla kazanılması mümkün olmadığı, ayrıca taşınmazların başında yapılan keşifler sonrasında davacının zilyetlik iddiasının tespiti amacıyla, geriye dönük beşer yıl arayla getirtilecek üç ayrı hava fotoğrafının dosya içine alınarak, zilyetlik talebine göre imar ve ihya durumunun tespiti için Orman mühendisi bilirkişisi ile fotogrametri ve jeodezi bilirkişilerinden rapor alınması gerekir iken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektireceği" sebebiyle, davalı Hazine vekili tarafından "...Taşınmazlara ilişkin Hava Fotoğrafları getirtilmediği, dava tarihinden geriye 15-20-25 yıllık Hava Fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmadan A harfi yönünden davanın kabulüne karar verildiği, Orman bilirkişi tarafından taşınmazların evveliyatına ilişkin değerlendirme yapılmadığı, bu durumun açıkça yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğu, ayrıca reddedilen dava sonucunda da Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi bu sebeplerle kararın bozulmasını gerekeceği" hususlarında temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı ... İdaresi ve Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava konusu taşınmazın halen Hasankeyf ilçesi Ilısu Baraj suları altında kaldığı, taşınmazın sular altında kalmasından önce yapılan keşif, alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporu ve hava fotoğraflarının incelenmesi suretiyle düzenlenen jeodezi/fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisi tarafından hazırlanan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine oluştuğu anlaşılmakta olup İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın su altında kaldığı ve bu nitelikteki yerlerin tapu kütüğüne tescilinin mümkün olmadığı göz önüne alınarak, davacı lehine mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerekirken, tescile karar verilmemesi hatalı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... İdaresi ve Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının ikinci bendinin "Batman ili Hasankeyf ilçesi Kelekçi Köyünde bulunan ve 04/12/2014 havale tarihli fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 694.36 m²'lik alanın mülkiyetinin ... ...'a ait olduğunun tespitine" şeklinde değiştirilmesine ve İlk Derece Mahkemesi kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.