Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, vekil edeninin annesi ...’ın 30.09.2013 tarihinde öldüğünü, davalının dava konusu 1,2,3 ve 4 nolu bağımsız bölümleri gerek kendi bizzat kullanarak, gerek kiraya vererek kullandığını belirterek, bu 4 taşınmaz için 5.500 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, zemindeki iki dükkânı kendisinin zücaciye dükkânı olarak kullandığını, zemindeki diğer dükkânın kirada olduğunu, 1. kattaki meskenin ise oturulamayacak durumda olduğunu, davacıdan kira gelirinden hissesine düşeni vermek için hesap numarasını istediğini ancak davacının herhangi bir hesap numarası vermediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sadece 1 ve 2 nolu dükkânın davalı tarafından kullanıldığı, kiraya verilen 3 nolu dükkanın ise, kira gelirinden davalının davacıya da hakkını ödemek için hesap numarası istemesine rağmen davacının bildirmediğine yönelik iddiayı davacının inkar etmediği, ayrıca taşınmazda boş halde bulunan 4 nolu meskenin istenirse tadilat yapılarak davacı tarafından kullanılmasının mümkün olduğu, bu hususta davalının herhangi bir engellemesinin bulunmadığı tüm bu hususlar nazara alındığında, intifadan men koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 286 ada 1 parselde bulunan zemin kat 1,2,3 nolu dükkân niteliğindeki ve 1. kat 4 nolu mesken niteliğindeki bağımsız bölümlerin davacının murisi ..., davalı ve dava dışı kişiler adına elbirliği mülkiyeti üzerine kayıtlı olduğu, 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin birleştirilerek davalı tarafından yaklaşık 30 yıldır züccaciye dükkânı olarak kullanıldığı, 3 nolu bağımsız bölümün kirada olduğu ve 4 nolu bağımsız bölümün kullanılamayacak halde olduğu anlaşılmıştır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Öncelikle belirtmek gerekir ki; elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı kararı).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; her ne kadar Mahkemece, kirada olan 3 nolu bağımsız bölümün kira bedelinden davacının hissesine düşen bedelin, davacıya ödenmesi için davalının hesap numarası istediği ve fakat davacının hesap numarası vermediği yönündeki davalı iddiası davacı tarafından inkar edilmediğinden bahisle bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, yerinde olmayan gerekçe ile verilen karar isabetli olmamıştır. Zira; 3 nolu bağımsız bölümün kirada olduğu, bu taşınmazın gelir getirdiği ve kiranın davalının hesabına yatırıldığı taraflar arasında tartışma konusu değildir. O halde Mahkemece, taraflar arasında kirada olduğu hususunda tartışma bulunmayan 3 nolu bağımsız bölüme ilişkin davacının hissesi nazara alınarak, Yargıtay ve Daire uygulamaları doğrultusunda ecrimisil hesabı yapılması ve belirlenen bedele hükmedilmesi gerekirken, yanlış gerekçe ile davanın tümden reddi doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine; diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.