Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacılar vekili, ... tarafından yürütülen ... Çevreyolu çalışmalarında, davalı ... Tic. A.Ş. tarafından davacılara ait 2573 ve 2574 parsel sayılı taşınmazlara toprak, moloz ve hafriyat döküldüğünü, 16.12.2010 tarihinden itibaren dökülen moloz ve hafriyatın yaklaşık 24 aydır taşınmazda bulunduğunu, moloz dökülmesi nedeniyle tarlalarda çökme meydana geldiğini, 16 adet portakal ağacı, 17 adet incir ağacı, 22 adet hurma ve 25 adet nar ağacının zarar gördüğünü, molozlardan kaynaklı yükseltiler meydana geldiğini ve taşınmazların tarıma elverişsiz hale dönüştüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, moloz ve hafriyatın kaldırılarak taşınmazların eski hale getirilmesini, çökme ve zarar gören ağaçlar nedeniyle 100 TL maddi tazminatın 16.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini, 100 TL ecrimisilin 16.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ. vekili, yol çalışmaları başladığında davacıların ve dava dışı malikin davalı şirkete başvurarak yol inşaatından çıkan malzemelerin dökülmesi için kendi arazilerini kullanma izni verdiklerini, bunun karşılığında arazilerinin dolgu yapılarak ıslah edilmesini istediklerini, böylece 2573 parselin müvekkili şirket tarafından yol hizasına kadar dolgu yapılarak ıslah edildiğini, davacıların müvekkili şirketten 2574 parselin de dolgu yapılarak ıslah edilmesini talep ettiklerini, ancak şirketin bu talebi reddettiğini, davalı şirketin taşınmazda dolgu yaparak araziyi yol hizasına çekerek davacıların taşınmazının değerini artırdığını, arazide bulunduğu iddia edilen moloz ve hafriyatın yol çalışması bittikten sonra davadışı kişilerce bırakıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazların ... Çevreyolu kamulaştırma sınırı dışında kaldığını, yüklenici firma tarafından dava konusu taşınmazlara davacıların rızası ile malzeme döküldüğünü, yüklenici firma ile müvekkili arasında yapılan sözleşmenin 48. maddesi gereğince civar araziye verilen zararlardan doğrudan yüklenicinin sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 84.897,53 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı taraflarca temyiz edilmiştir.

elatmanın önlenmesi, eski hale getirme, ecrimisil ve tazminat isteğine ilişkindir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı tarafların aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı tarafların eski hale getirme bedeline yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, her ne kadar mahkemece 04.09.2015 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ise de, bu bilirkişi raporunun hükme yeterli olduğu söylenemez. Şöyle ki, raporda taşınmazın işgalinden doğan eski hale getirme bedeli hesaplanmış, ancak davalılardan ... A.Ş.’nin savunması doğrultusunda taşınmazların dolgu yapılarak ıslah edilip edilmediği, dolgu yapılmış ise bu ıslah çalışmasının taşınmaza değer katıp katmadığı hususu üzerinde durulmamıştır. O halde, Mahkemece dava konusu taşınmazlar başında uzman bilirkişiler eşliğinde tekrar keşif yapılması, yukarıda belirtilen hususlar üzerinde durularak, taşınmazların davalı ...Ş. tarafından dolgu yapılarak ıslah edilip edilmediğinin, ıslah edilmişse yapılan işlemin taşınmaza değer katıp katmadığının tespiti, değer kattığının tespiti halinde bu değerin eski hale getirme bedelinden mahsubunun değerlendirilmesi, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

3. Davalı tarafların ecrimisile yönelik temyiz itirazlarına gelince, dosya içerisinde bulunan 16.12.2010 tarihli muvafakatname başlıklı belgeye göre, davacılardan ...’in ... Çevre Yolu İnşaatı çalışmalarında çıkan malzemelerin ... İnş. tarafından bedelsiz olarak kendi arazisine dökülmesi için rıza verdiği anlaşılmaktadır. Bunun yanısıra, 2573 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, dava dışı ...’in de payı bulunduğu görülmektedir. O halde, ecrimisil bedeline ilişkin taleplerin davacılardan ... payı yönünden reddi, davadışı ... payının ise hesaplama dışında bırakılması gerekirken, yazılı şekilde tüm ecrimisil bedelinin davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı tarafların yukarıda 2 ve 3 numaralı bentte belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1 numaralı bentte belirtilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan ... İnşaat ve Tic. A.Ş.'ye iadesine, 11.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.