Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tapusuz taşınmazın davacı adına tescili talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve dahili davalı ... Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar Davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, Davalı ... vekili, Davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava 2012 yılında açılan; Türk Medeni Kanunu'nun 713,3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerinde düzenlenen, zilyetlik yoluyla olağanüstü zamanaşımına dayanan, tescil istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1976 yılında yapılıp 14.04.1977 tarihinde ilân edilen aplikasyon, orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 1989 yılında yapılıp 05.04.1990 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması ile 07.09.2007 tarihinde ilânı yapılan (6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesi) fennî hataların düzeltilmesi çalışması bulunmaktadır. Eski ... Köyü, ... Mevkiinde 766 sayılı yasa kapsamında yapılmış tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın tamamının OTS 10604-0TS 10606 orman sınır hattının Kuzeyinde Tespit Harici alanda kaldığı görülmüştür. Yörede; Tapu Kadastro Müdürlüklerince, 5831 Sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (5831 Sayılı Kanun) 8 inci maddesi ile 3402 sayılı Kanun Ek.4. maddesi ve TKGM nün 2009/15 sayılı genelgesi gereği fiili kullanım kadastrosu çalışmaları yapılmış, 03.05.2011 tarihinde kesinleşmiş, daha sonra tespit edilen fenni hataların düzeltme çalışmaları 05.07.2011 tarihinde askıya çıkarılmış, 05.08.2011 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, Kemer ilçesi, Ulupınar köyü Boynuz alacağı mevkiinde bulunan ve dilekçeye eklenen krokide (B10) (K1) ve (A6) harfi ile işaretli toplam 650 m2 miktarındaki alanın 1990 yılında Ziver Sak tarafından müvekkiline satıldığını, satışa ilişkin resmi senetin 1993 yılında yapıldığını, 2012 yılında yapılan 2/B çalışmaları sırasında taşınmazın krokide (A6) ile gösterilen bölümünün kullanıcısı davacı olarak belirlenerek Hazine adına tescil edildiğini, krokide (B10) (K1) olarak gösterilen 344 m2 alanın ise kadastro harici yer olarak bırakıldığını, bu yerin 1990 yılından önce de Ziver Sak tarafından kullanıldığından müvekkilinin zilyetlik süresinin 20 yılı aşkın bir süredir fasılasız ve nizasız olarak devam ettiğini ileri sürerek, bu yerin müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı Hazine ise davanın reddi ile taşımazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu davanın reddine; davaya konu edilen Antalya ili Kemer ilçesi Ulupınar köyünde fen bilirkişisinin 03/06/2014 tarihli bilirkişi raporu ekinde EK-1 olarak belirtilen krokide (A) harfi ile işaretlenen 355m2 büyüklüğündeki taşınmazın tarla vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve dahili davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.09.2017 tarihli 2016/1158 Esas, 2017/6697 sayılı ilamı ile karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporlarına göre davaya konu olan taşınmazın öncelikle 3116 Sayılı Kanun kapsamında orman sayılan yerlerden olmadığı, orman sayılmayan P.2.iç parseli içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihi itibari ile 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi şartlarını taşıdığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken taşınmaz niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Verilen karar davalı ... vekili tarafından " ...mahkeme tarafından yapılan ilk keşif sırasında da imar ve ihyanın bitmediği ve zilyetlik yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca tapulama harici bırakılan yerlerin orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği yönünde Yargıtay İçtihatları da bulunmaktadır,verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması" sebebiyle, davalı Hazine vekili tarafından; "Tapulama harici yer içinde olduğu iddia edilen dava konusu taşınmaz aslında Orman niteliği ile Hazine adına kayıtlı 397 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalmaktadır. Kemer Kadastro Mahkemesi'nin 17.07.2002 tarih, 1994/1085 esas ve 2002/16 K. sayılı kararı, davacı ve katılanlarca temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16/06/2005 tarih,2005/4122-7911 E-K. Sayılı ilamında “... Köyü 397 sayılı parselin kadastroca belirlenen sınırları ve yüzölçümünde, orman niteliğiyle Hazine adına tesciline; ...” şeklinde mahkeme kararının onandığı iddiasıyla verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması" sebebiyle, davalı ... vekili tarafından; "Aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu sebebiyle", Kemer Belediye vekili tarafından; "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden takdir edilen 2.500,00 TL vekalet ücretinin dahili davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı Hazine vekiline verilmesi ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılması" talebiyle mahkeme kararının bozulması yönünde temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Şöyle ki; dosyanın içeriğine göre, dava konusu taşınmazın 397 nolu orman parseli içinde kalıp kalmadığı, kalıyor ise tapunun ne zaman ve nasıl oluştuğu, hak düşürücü sürenin geçip geçmediği hususları üzerinde durularak davanın tapu iptal tescil davasına dönüşeceği dikkate alınarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

Kabule göre ise; 24.05.2019 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu taşınmazın 1957 yılına ait hava fotoğrafında taşınmazın üzerinde, münferit yapraklı ve ibreli orman ağacı ve ağaççıklarının bulunduğu, 1981 yılına ait hava fotoğrafında taşınmazın üzerinde; 1957 yılı hava fotoğrafında görülen boylu bitki örtüsünün ve çalıların yoğunluğunun çok azalmış olduğu, tarım yapıldığına dair emarenin görülemediği, 1963,1983 ve 1995 memleket haritasında ise; taşınmazın üzerinde çalılık işareti bulunan beyaz renkli (açık alan) alanda kaldığı belirtildiği görülmekle, dava tarihi olan 2012 yılı itibariyle davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713'üncü maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14 ve 17 inci maddesinde belirtilen 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşıldığına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

1.Yukarıda açıklanan sebeplerle; bozma nedenine göre davalı ... vekilinin ve Kemer Belediyesi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2.Davalı ... İdaresi ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz eden Kemer Belediyesine iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.