Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara, davacı ve davalı vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacının itirazlarının kısmen kabulüne ve davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; davalı tarafından Dar Kapsamlı Kasko Poliçesi ve İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalanan aracın 09.07.2019 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda davacının eşi olan Emine Kolay'ın hayatını kaybettiğini, başvuru öncesinde davacı tarafından davalıya başvuru yapılsa da herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek 126.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın müvekkili tarafından İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, başvurucunun taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, kusur değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, dava açılmadan önce müvekkiline başvuru yapılmadığını beyan ederek başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir

Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun kısmen kabulü ile 15.000,00 TL'nin 18.07.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden tahsiline, davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 1.020,00 TL vekalet ücretinin sigorta şirketinden alınarak davacıya ödenmesine, davalı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 1.020,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; müvekkilinin vefat eden eşinin müterafik kusurunun bulunduğu şeklindeki tespitin hatalı olduğunu, manevi tazminatın çok düşük olarak belirlendiğini, hakem heyeti kararında manevi tazminat değerlendirilmesinde hangi unsurların göz önünde bulundurularak talebin çok altında bir manevi tazminata hükmedildiğinin gerekçesinin açıklanmadığını, kaza tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiğini, müvekkil lehine hükmedilen vekalet ücretinin çok düşük olduğunu belirterek itiraz başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurucunun taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, kusur değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, dava açılmadan önce müvekkiline başvuru yapılmadığını, temerrüt tarihinin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olduğunu belirterek itiraz başvurusunda bulunmuştur.

İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; itiraz eden Ak Sigorta AŞ.'nin itirazlarının reddine ve başvuru sahibinin düşük miktarda manevi tazminata hükmedildiğine ilişkin itirazının değerlendirilmesinde somut olayın özellikleri itibariyle Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükmolunan 15.000 TL'lik tazminatın, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuruyla sebebiyet verdiği kaza nedeniyle eşinin kaybından kaynaklanan ıstırap ve elem açısından uygun olmaması nedeniyle poliçe limiti de dikkate alınarak 50.000 TL manevi tazminatın ödenmesinin uygun olacağı, ihtiyari mali mesuliyet sigortasının TTK'da düzenlenmiş olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle itirazın kısmen kabulüne, 50.000 TL manevi tazminat tutarının 18.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca 7.300,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca 1.020,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; davacının eşini, ona en ihtiyacı olduğu zamanda kaybettiğini, manevi tazminatın çok düşük olarak belirlendiğini, kaza tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; başvurucunun taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, kusur değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, dava açılmadan önce müvekkiline başvuru yapılmadığını, temerrüt tarihinin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

davalı ... şirketi tarafından İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu vefat eden yolcunun eşi olan davacının manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ıncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacıya ve davalıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,07.10.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.

Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, Hakem Heyetince, hükmün gerekçesinde başvuranın faize yönelik itirazının değerlendirildiği bölümde, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasının Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, ayrıca sigortalı aracın ticari araç olduğu gerekçesiyle avans faizine hükmedilmesi gerektiği ve bu gerekçelerle davacının itirazının kabulüne karar verildiği belirtilmiş olmasına karşın, hüküm kısmında yasal faize karar verilmesi doğru değildir, zira; bu hali ile gerekçe ile hüküm arasında çelişki olduğu ve hükmün infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu açıktır.

Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince; açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; gerekçe hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde gerekçeli karar ve hüküm oluşturulması gerekirken, Anayasa'nın 141 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298 inci maddelerine aykırı şekilde hüküm tesis edilmiş olması nedeni ile kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.