İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2020 tarihli ve 2019/264 Esas, 2020/6 sayılı kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin

dördüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 221/5 inci maddesi gereğince 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2020/160 Esas, 2020/557 sayılı kararı ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Sanığın, örgütsel bir amaç olmaksızın yalnızca barınma ihtiyacı nedeniyle evlerde kaldığına, bu dönemde örgütsel bir görevi olmayıp sadece kaldığı evin ihtiyaçları ile ilgilendiğine,

2. Sanığın askeri okul sınavına hazırlanmasında örgütün hiçbir katkısının olmadığına,

3. İsnat edilen terör örgütü üyeliği suçunun unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,

4. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,

İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanığın, 2015 yılında meslek yüksek okulu eğitimi döneminde örgüte ait öğrenci evlerinde kalmaya başlayarak örgütle tanışması, sonrasında 2015-2016 döneminde örgüt mensuplarınca verilen ev abiliği görevini üstlenmesi, BTM tarafından düzenlenen sohbet adı altındaki toplantılara katılması, evde kalanlarla ilgili çetele tutup BTM'ye vermesi ve BTM olarak faaliyet gösteren ... ve ... adlı örgüt mensuplarının yönlendirmesi ile askeri okullara hazırlanmaya karar vermesi ve örgüt tarafından bu amaçla oluşturulan özel evlere yerleştirilmesi, bu süreçte kendisi ile ilgilenilmesi için birden çok örgüt mensubuna teslim edilmiş olması, 2017 yılında muhasebe bölümünden mezun olup jandarma uzman çavuşluk sınavına girmesi, 2018 yılı Ekim ayı içerisinde Jandarma uzman çavuş olarak göreve başlaması bu haliyle sanığın örgütle organik bağ oluşturur şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarını taşıyan eylemleriyle örgüt bünyesinde yer alarak

üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği, dosyada bulunan 10.04.2019 tarihli tutanaktan, sanığın kendiliğinden Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gelip örgüte dair bildiklerini ayrıntılı olarak anlattığı, örgüt mensubu 3 üncü kişiler hakkında beyan ve teşhislerde bulunduğu, bu kişilerin örgütsel faaliyetlerinin ve konumlarının açığa çıkmasına katkı sağladığı, sanığın etkin pişmanlık göstererek örgütteki konumuyla uyumlu olarak örgütle ilgili faydalı bilgiler verip tutarlı beyanlarda bulunduğu, mahkemece sanığın etkin pişmanlığının samimi olduğu nazara alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince,"... sanığın, hakkında soruşturma başladıktan sonra 10.04.2019 tarihinde, saat 13: 00 civarında kendiliğinden Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne geldiği, sanığın alınan ilk ifadesinde üzerine atılı hiçbir suçlamayı kabul etmediği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile hiçbir bağı ve ilgisinin olmadığını beyan ettiği, sanığın ifadesi tamamlandıktan sonra aynı gün, saat 15: 30 civarında gözaltına alındığını, sanığın gözaltına alındıktan bir süre sonra yeniden ifade vermeyi talep ettiği, sanığın gözaltında iken verdiği ek ifadesinde, örgütle ilgisini ve örgüte dair bildiklerini anlattığı, bu nedenle sanık hakkında TCK'nın 221/4-2 nci cümlesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerine göre cezai indirim yapılması gerektiği halde, sanık hakkında uygulanma yeri olmayan 5237 sayılı TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 1 inci cümlesi ve CMK'nın 223/4-a maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olması kanuna aykırı ise de, sanık aleyhine istinaf başvurusu olmaması nedeniyle kazanılmış hak ilkesi gereğince bu husus yalnızca eleştiri konusu yapılmıştır.

Dolayısıyla; eleştirilen husus dışında, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden; sanık müdafiinin hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE..." karar verilmiştir.

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yakalanmadan önce kendiliğinden kolluğa gelerek, etkin pişmanlık kapsamında bilgi vermek istediğini beyan etmesi üzerine ifadesi alınan ve teşhis işlemi yaptırılan, aşamalarda örgüt hakkında faydalı ve samimi bilgiler veren sanık hakkında kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 gün ve 2020/160 Esas, 2020/557 sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.10.2024 tarihinde karar verildi.