İstinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde orman kadastro çalışmaları yapıldığını, ... mevkiinde yapılan kadastro çalışmaları soncununda 4859 nolu poligondan başlayıp 4860,4861,4862 nolu poligona kadar devam eden ve içinde üzüm bağı bulunan 10 dönüm civarındaki ve 4867 no'lu poligondan başlayıp 4868-6260 no'lu poligon arasına kalan yine yaklaşık 10 dönüm civarındaki arazilerin orman olarak tespit edildiğini, söz konusu tarlaların 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiğini, tarım alanı haline dönüştüğünü ve halen aynı özelliği taşıyan yerlerden olduğunu belirterek taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının ve haritalarının iptaline, davacının davaya konu tarlalara 80 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyet olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tahdit içinde olan bir yerin, hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması için orman yönetimini zorlayıcı nitelikteki davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacının bu bağlamda aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının da bulunmadığı, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunun (3402 Sayılı Kanun) Ek-4 üncü Maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastro uygulaması söz konusu olmadığından, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesi kapsamı dışında tespiti yapılan taşınmazlarda beyanlar hanesine kullanıma ilişkin şerh verilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçeleri ile davacının dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakılmış olmasına ilişkin tespitin iptali ile orman sınırı dışına çıkarılmasına yönelik talebi yönünden davasının hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine, davacının dava konusu taşınmazda adına zilyetlik tespiti yapılmasına yönelik talebi yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; yörede 1968 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazların tapulama harici alanda kaldığı, taşınmazların kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada 1946 yılında kesinleşen orman tahdidi sınırları içinde kalan yerlerden olduğu ve eldeki davaya konu çalışmada bu durumlarında bir değişiklik olmadığı ve dolayısıyla taşınmazların 2/B niteliğinde olmadıkları gibi 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü Maddesi kapsamında 2/B alanlarında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna da konu olmadığı, bu tür bir çalışma yapılmayan çekişmeli taşınmazlarda zilyetliğin tespitine karar verilmesi mümkün olmadığından, İlk Derece Mahkemesince de gerekçede bu hususa dayanılmakla birlikte davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olunmasının doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.