SAYISI: 2021/383 E., 2021/783 K.
ŞİKÂYETÇİ: ...

SUÇLAR: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi

İlk derece mahkemesince sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı TCK’nın 116/4,62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanığın istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun birden fazla kimse tarafından işlenmesi nedeniyle TCK'nın 119/1. maddesinin uygulanması gerektiği ifade edilerek hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, sanığın iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan TCK’nın 116/4, 119/1-c, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılması, sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle ilk derece mahkemesince hükmedilen hapis cezasının artırıldığı, böylece sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün temyizi kabil olduğu; diğer taraftan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.01.2019 tarihli ve 2018/2999 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararı ile hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin yasal dayanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçları yönünden temyiz talebinin reddine dair Mahkemece verilen 22.04.2021 tarihli ek karar kaldırılarak 29.03.2021 tarihli karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2016/523 Esas, 2018/464 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.01.2019 tarihli ve 2018/2999 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının aynı Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2019/65 Esas, 2021/107 Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.01.2019 tarihli ve 2018/2999 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarının, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla işlendiği nazara alınarak; savunmanın bölünmezliği ilkesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması ve müdafii huzurunda savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-(h) maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.