Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar bu kez davalı Hazine vekili ve davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... köyünde 71 nolu Orman Kadastro Komisyonunca yapılan 2/B uygulamasıyla 103 ada 1 ve 2,108 ada 21,26,28,29 ve 30,117 ada 19,118 ada 10 ve 121 ada 2,6 ve 7 sayılı parsellerin Hazine adına orman sınırı dışarısına çıkartıldığını, bu parsellerin orman vasfı bozulmayan ve 31.12.1981 tarihinde orman olan aynı zamanda 29.08.2008 tarihli teknik incelemeye göre orman niteliğini koruyan yerlerden olduğunu ileri sürerek 2/B uygulaması işleminin iptali ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince dava konusu 121 ada 7 sayılı parsel yönünden davanın tefrikine karar verilerek, Mahkemenin 2013/188 Esasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile 121 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 2/B uygulaması ile orman tahdidi dışına çıkarma işleminin iptaline, taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilli olduğundan yeniden orman vasfıyla Hazine adına tesciline yer olmadığına karar verilmiş, davalılar vekili tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarih ve 2019/636 E. - 2019/5440 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.

Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, toprak yapısı incelendiğinde ve hava fotoğraflarında da 1981 den önce ve sonra (en az 1985'e kadar) etrafındaki orman alanları ile bir bütünlük sağladığı, arazilerin toprak yapısı ile karşılaştırıldığında, üzerindeki bitki örtüsü ve ağaçların yaşı göz önünde bulundurulduğunda bu parselin 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve sonra fen bakımında orman niteliğini kaybetmediği için 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesinin koşullarını taşımadığı ve orman alanı olarak kullanılmasında yarar görüldüğü gerekçesi ile davanın kabulü ile 121 ada 7 parsel numaralı taşınmazın 2/B uygulaması ile orman tahdidi dışına çıkarma işleminin iptaline, taşınmaz orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, askı ilân süresi içinde açılan 2/B uygulamasına itiraz istemine ilişkindir.

1)Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalıların sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun (6099 sayılı Kanun) 16 ıncı maddesiyle 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) sayılı Kanuna eklenen "kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz” şeklindeki 36/A maddesi ve 17 nci maddesi ile eklenen "Bu Kanun'un 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır” şeklindeki geçici 11 nci maddesi hükümleri gereğince Orman İdaresinin açtığı dava nedeniyle davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Ne var ki, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bozma sebebi yapılmamış, hükmün aşağıda belirtilen kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ile Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün 4. Bendinin hükümden çıkarılmasına ve yerine ''3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince davacı ... İdaresi lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına'' ifadesinin eklenmesine; hükmün 5. Bendinin 2. Paragrafında yer alan ''davalılardan (Bakanlık hariç) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesi'' ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine ''davacı ... İdaresi üzerinde bırakılmasına'' ifadesinin eklenmesine; HMK’nin 370. maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.