Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.05.2010 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, ... bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı ödetilmesi istemleriyle açılmıştır.
Davalı, gönderilen faturayı kabul etmediğini, eserin imal edilerek kendisine teslim edilmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
İsteme dayanak olan fatura, havuzlarda kullanılan su perdesi imalatına ilişkindir. Taraflar arasında yazılı bir ... sözleşmesi bulunmadığı da çekişmeli değildir. Dolayısıyla ... sözleşmesinden kaynaklanan bu gibi uyuşmazlıklar, eserin meydana getirilerek aktin iş sahibi olan tarafına teslim edildiğini ispat yükü yükleniciye, kararlaştırılan veya mahalli rayiçlere göre bilirkişi tarafından hesaplanacak ... bedelinin ödendiğini kanıtlama yükü ise iş sahibine düşer. Takip konusu miktar itibariyle HUMK’nun 288.maddesi gereğince, eserin meydana getirildiği ve teslim edildiği keyfiyeti tanık sözleriyle ispat edilmiş sayılamaz. Zira davalı taraf, davacının tanık dinletme istemine karşı koymuştur (HUMK m.289).
Ne var ki, delil listesinde davacı yemin deliline de dayandığından, iddia konusu hakkında davalıya yemin teklifi ... hatırlatılmalı, bunun sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülüp, yapılan bu saptamalar bir yana bırakılarak isteğin yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınması doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 22.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.