İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir ili Buca ilçesi Belenbaşı Mahallesi Uzuntarla Mevkiinde doğusunda ... İlhan'a ait 208 parsel sayılı taşınmaz, güneyinde davacıya ait 209 parsel sayılı taşınmaz, batısında yine davacı ...'a ait 2/B taşınmazı ve kuzeyinde 420 parsele cephesi bulunan tahmini altı dönüm, sarı bölge olarak tabir edilen davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığını, dava konusu taşınmazın, 2013 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları ve 2/B madde uygulamasının dışında kaldığını, orman vasfı taşımadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında olmadığını, zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğunu, taşınmazın müvekkilinden önce 1993 yılından 2014-2015 yılına kadar nizasız ve fasılasız müvekkilinin babası tarafından, öncesinde de müvekkilinin dedesi tarafından zeytinlik olarak kullanıldığını, halihazırda tapu kütüğüne kayıtlı olmayan dava konusu taşınmazın aralıksız olarak 50 yılı aşkın süredir davacının dedesi ve babası tarafından kullanıldığını, taşınmazı devrettikleri davacının da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 996 ncı maddesinde göre taşınmazdaki tüm hak ve yetkileri devir aldığından talep ile adına tescil ettirme hakkına sahip olduğunu, Medeni Kanun'un 713 üncü maddesi hükmünün şartlarının gerçekleştiğini belirterek, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmişlerdir. Davalı Hazine vekili, 09.06.2017 tarihli dilekçe ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, 20.05.2019 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 7.331,36 m²'lik taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, uzman orman bilirkişi ve heyet tarafından, orman kadastro evrakları, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, eğiminin % 7-10 olduğu ve 6831 Sayılı Kanun'un 1/j maddesine göre orman muhafaza karakteri taşımadığı, üzerinde 40-50 yaş üstü kapama zeytin ağaçları bulunduğu, 8 Ekim 2017 tarihinde Resmî Gazete'de (Sayı: 30224) yayınlanan İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre, Tahtalı Barajı Uzak Koruma Alanı içinde kaldığı ve davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17 nci maddesine göre olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermiştir.
Davalı Hazine vekili, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, taşınmazın Tahtalı Barajı Su Toplama Havzası Uzun Mesafeli Koruma Alanı içinde yer aldığından davacı adına tescilinin mümkün olmadığını, taşınmazın öncesinin makilik ve fundalık olduğunu, sonradan tarım arazisi olarak kullanılmasının evveliyatının orman olma özelliğini değiştirmeyeceğini, öncesi orman olan yerlerin ve orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağını, taşınmazın tarımsal amaçlı olarak aralıksız kullanılıp kullanılmadığının tespiti amacıyla 1995 yılı sonrasına ait hava fotoğraflarının da incelenmesi gerektiğini, taşınmazın niteliği açısından imar ihya ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili, dava konusu taşınmazın eski tarihli memleket haritasında yeşil renkli çalılık, fundalık ve makilik alanlar içinde kaldığını, 1979 yılı hava fotoğrafında da bodur pırnal meşe ağaçlarının tamamen temizlendiğinin tespit edildiğini, dava konusu yerin üzerindeki orman örtüsü kaldırılarak imar ve ihya edilmek suretiyle tarım arazisi vasfı kazandırılmış yerlerden olduğunu, bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmiş olarak görülen ve tarım yapılması elverişli olan yerlerin, bilim ve fen bakımından da yeniden orman yetiştirilmesi için uygun olan yerler olduğunu, üzerindeki orman örtüsü kaldırılmış olsa dahi toprağının orman sayılacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosyanın temyiz incelemesi için Dairemizde bulunduğu sırada İzmir Kadastro Müdürlüğü tarafından İlk Derece (İzmir 7. Asliye Hukuk) Mahkemesine gönderilen yazıda, İzmir ili Buca ilçesi Belenbaşı Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi hükümlerine göre devam etmekte olan kadastro yenileme çalışmalarında Belenbaşı Mahallesinde kain 453 ada 85 parsel sayılı taşınmazın İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/247 Esas sayılı dosyasında davalı olduğunun tespit edildiği, bu nedenle 453 ada 85 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının kesinleştirilmeyerek, taşınmaza ait kadastro güncelleme tutanak aslının 3402 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca davalı hale getirildiği ve İzmir Kadastro Mahkemesine gönderildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava dilekçesi ile fen bilirkişisi rapor ve krokisi de eklenmek suretiyle Kadastro Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, tescili istenen dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin sorulup belirlenmesi ve bundan sonra kadastro tutanağı düzenlenen kısım yönünden görev hususunun değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre, sair yönlerin incelenmesine bu aşamada yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.