Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
Şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre Gümrük İdaresinin suçtan doğrudan zarar görmediği, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanığın temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği; suçta kullanılan nakil aracının müsaderesi ve kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulma talebine ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği; arama kararın hukuka aykırı olduğuna, hakkında fazla ceza tayin edildiğine, lehe Kanun maddelerinin uygulanmadığına, hakkında açılan diğer davalar yönünden zincirleme suç hükümlerinden faydalanması gerektiğine ve re'sen gözetilecek hususlarla usul ve kanuna aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.
A. Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyizi Yönünden
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz talebinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanığın Temyizi Yönünden
13.12.2012 tarihinde, önleme araması kararına istinaden sanığın sürücüsü olduğu araçta yapılan aramada toplam 3350 karton bandrolsüz ve kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Birleşen Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/101 Esas sayılı dosya kapsamına göre; 17.11.2012 günü önleme araması kararına istinaden sanığın sürücüsü olduğu 72 DT 675 plakalı araçta yapılan aramada toplam 3300 karton bandrolsüz ve kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Müsaderesi talep edilen nakil aracının ruhsat sureti ve teknik bilirkişi raporu dava dosyasında yer almaktadır.
Sanık hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un (4733 sayılı Kanun) 8 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği cezalandırılması istemiyle açılan kamu davaları bozma ilamları sonrasında zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından birleştirilmiştir.
Sanık bozma öncesindeki savunmasında; asıl davaya konu 13.12.2012 tarihli eylemle ilgili suça konu sigaraları satacağını, birleşen davaya konu eylemde dava konusu kaçak sigaraların kaçak olduğunu bilmeden nakliyesini yaptığını, bozma sonrasında önceki savunmalarını tekrar ettiğini, birleşen dosya ve ana dosyadaki eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödeme gücü bulunmadığını beyan etmiştir.
Ele geçirilen gümrük kaçağı eşyalar hakkında ayrı ayrı düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakaları ile bilirkişi raporlarının dosya arasına alındığı görülmüştür.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerlerin denetlenmesinde; Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, birleşen dosyada ve ana dosyada eşyaların "fahiş değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
Suç tarihlerinde yürürlükte olan 4733 sayılı Kanun ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) ilgili maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanık hakkında lehe Kanun'un tespit edildiği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamış, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
Esas dosya ile birleşen dava dosyasında suça konu kaçak eşyanın tasfiye edilmesi halinde tasfiye
bedelinin Hazineye irat kaydına, tasfiye edilmemesi halinde ise, kaçak eşyanın tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
A. Şikâyetçi Gümrük İdaresi Vekilinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle şikâyetçi Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği; hükmün kaçak eşyanın müsaderesine ilişkin bendi çıkartılarak yerine '' Esas dosya ile birleşen dava dosyasında suça konu kaçak eşyanın tasfiye edilmesi halinde tasfiye bedelinin Hazineye irat kaydına, tasfiye edilmemesi halinde ise, kaçak eşyanın tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.10.2024 tarihinde karar verildi.