Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Kadastro sonucu, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 126 ada 5 parsel sayılı 2.591,23 m² yüzölçümündeki taşınmaz "susuz tarla" vasfıyla davalı adına tespit ve tescil tescil edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davaya konu 126 ada 5 parsel sayılı taşınmazların davalı adına tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitinin haksız, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine zilyetlik şartlarının oluşmadığını, davaya konu taşınmaz üzerinde kadastro tespiti öncesi zamanda kimsenin zilyetliğinin bulunmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesindeki şartların gerçekleşmediğini, öncelikle dava konusu taşınmazda orman incelemesi yapılması ve akabinde taşınmazın orman olduğunun tespiti halinde tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini aksi durumda taşınmazın vasfının mahkemece tespit edilerek o vasıfla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava değerinin gösterilmediğini, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, dava konusu yerin müvekkili ve miras bırakanı tarafından 70 yılı aşkın bir süredir ekip biçme suretiyle kullanıldığını, taşınmazların kullanımlarının aralıksız devam ettiğini, söz konusu tarla ve bahçelerin bakım ve sürülmesinin nizasız ve fasılasız müvekkil ve murisi tarafından yapıldığını, sadece bazı yıllar dava konusu parsellerin nadasa bırakıldığını ve dinlenmesi açısından sürülmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya kapsamında bulunan belgeler, mahallinde yapılan keşif ve gözlem, mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri, davalı tanıkları beyanları, taşınmaza ait 1950,1984,2002 ve 2011 yılları hava fotoğrafları ile bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesi ile, dava konusu taşınmazın mera niteliğine olduğu, ayrıca imar-ihya faaliyetinin bulunmadığı " gerekçesiyle, davanın kabulüne, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi 126 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile tapu kaydı üzerindeki tüm sınırlandırma ve takyidatlardan ari bir şekilde mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu yerde, müvekkili ve miras bırakanlarının 70 yılı aşkın bir kesintisiz zilyetliğinin olduğunu, tespit bilirkişileri ve tanıkların dava konusu taşınmazın müvekkillere ait olduğunu açık, şüpheye mahal bırakmayacak bir şekilde net olarak ifade ettiklerini, dosyaya sunulan uydu fotoğraflarında herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı tespit edilmişse de bunun gerçeği yansıtmadığını, sunulan bilirkişi raporlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, uyuşmazlığın esasına etki edecek olan delillerinin toplanmadığını, teminatsız ve gerekçesiz ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " hava fotoğraflarına dayalı harita, orman ve ziraat bilirkişisi incelemesinden dava konusu taşınmazların 1950,1984,2002 ve 2011 yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal faaliyete konu olmadığı, imar ve ihyasının gerçekleşmediği, taşınmaz üzerinde tek ve çok yıllık mera bitki örtüsü bulunduğu, taşlık olduğu, tarımsal faaliyet yapıldığına dair herhangi bir emareye rastlanmadığı, taşınmazın hayvan otlatma amacıyla kullanıldığı, mera vasfında olduğu, bu durumun keşifte dinlenilen yerel ve tespit bilirkişilerince beyan edilip, mahkeme gözlemine de yansıdığı, keşifte elde edilen beyanların bilirkişi raporlarında varılan sonuçlarla uyumlu olduğu, keşfin usulüne uygun olarak yapıldığı, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, Mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı " gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, delillerinin dosya içine alınmadığını, teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu yerde, müvekkili ve miras bırakanlarının 70 yılı aşkın zilyetliğinin bulunduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgenin 1994-2004 yılları arasında terör bölgesi olarak kabul edildiğini, bu nedenle bazı yıllar toprağın sürülmesinin imkansız hale geldiğini, hatta bazı maliklerin köylerini bırakıp şehirlere göç etmek zorunda kalıklarını, bu hususların mahkemece araştırılmadığını açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, kadastro öncesi taşınmaz üzerinde zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği iddiasından kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1,370 ve 371 inci maddeleri. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun). 6831 Sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 4342 Sayılı Mera Kanunu (4342 sayılı Kanun)

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.