Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 19.10.1999-16.06.2000 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde,davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Üsküp Mustafa Kemal Paşa İlköğretim Okulunda 19.10.1999 – 16.6.2000 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, HUMK'un 409/5.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409.maddesinin 1.fıkrası gereğince, “Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.” Aynı maddenin 2.fıkrası gereğince de “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.”
HUMK'un 73.maddesine göre Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez. Tarafların oturuma yöntemince çağrıldığının kabul edilebilmesi için davetiyelerin 7201 sayılı Yasa'nın öngördügü yöntemlere uygun bir biçimde taraflara tebliğ edilmesi gerekir.
Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina hallerinde tebliğin yapılma yöntemini düzenleyen 7201 sayılı Yasa'nın 21.maddesinin 1.fıkrası gereğince "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." Tebligat Tüzüğü'nün 28.maddesinde aynı hüküm tekrarlanmış olup Yasa'nın 21/1 maddesine göre tebliğin geçerli olabilmesi için tebliğ memurunun tebliğ yapılacak kimsenin adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
-/-
-2-
Somut olayda, duruşma gün ve saatinin davacıya tebliğine yönelik davetiyenin 7201 sayılı Yasa'nın 21.maddesine göre tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasına şerh düşülmüş ise de davacının adreste bulunmama nedeni yöntemince araştırılmadığı gibi durumdan haberdar edilen komşusunun imzası alınmamış olup imzadan imtina edip etmediği de tebliğ şerhine yazılmadığından davetiyenin tebliğ yöntemi anılan Yasa hükmüne aykırıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, yöntemince duruşmaya çağrılmayan davacının davasını takip etmediği gerekçesiyle HUMK'un 409/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.