Mahkumiyet

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Milli Eğitim Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde katılan sıfatını kazandığı, vekilinin 27.07.2021 tarihli dilekçesinin aleyhe temyiz iradesi içermediği, vekalet ücreti ve katılma talebine yönelik olduğu, kovuşturma aşamasında kamu davasına katılma talebinde bulunmayan ve katılmasına karar verilmeyen bakanlık lehine kanun yolu muhakemesinde vekalet ücreti hükmolunmasına yasal olanak bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, somut olayda; suç tarihlerinde Konya İli Karatay İlçesi Rehberlik Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı ve tahakkuk memuru olarak görev yapan sanığın, eşi çalıştığı halde eş yardımı ve asgari geçim indirimi olarak kendisine toplam 957,48 TL tahakkuk ettirip hesabına aktarması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, suça konu paraların görevi dolayısıyla sanığa teslim edilmediği, görevine nazaran sanığın koruma ve gözetim yükümlülüğünün de olmadığı, bu nedenle de fiillerinde yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediği, hileli ve yasal olmayan yollarla kendisine haksız olarak menfaat sağladığı anlaşılmakla, zincirleme biçimde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı ayrıca aynı dönemde aynı yerde çalışan diğer personelin maaş ve ek ders ödeme belgelerinde hak edişlerinin bir kısmından kesintiler yaparak toplam 2.635,16 TL'yi değişik zamanlarda kendi maaş hesabına para aktarması şeklindeki eylemlerinin ise sanığın tahakkuk memuru olarak çalışması nedeniyle bordro ve liste düzenlemeye yetkili olduğu, suça konu bu paraların zilyetliği de görevi gereği kendisine devredildiğinden zincirleme basit zimmet suçunu oluşturacağı nazara alınarak, sanık hakkında zincirleme basit zimmet ile zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulması yerine, yazılı şekilde suç niteliğinde yanılgıya düşülüp sadece zincirleme basit zimmet suçundan hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,
Kabule göre de;
Sanığın zimmetine geçirdiği kabul edilen 3.592,64 TL'nin, suç tarihindeki ekonomik koşullara ve Dairemiz uygulamalarına göre değer azlığı sınırında kalması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 249. maddesinin uygulanması gerektiğinin nazara alınmaması sureti ile sanık hakkında fazla cezaya hükmedilmesi,
Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, ayrıca, aynı Yasa'nın 53/5. madde ve fıkrası uyarınca cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.