Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 28.11.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 02.12.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunarak davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 1.147.245 maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 17.135,29 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, tazminat şartlarının oluşmadığına, davacı vekilinin temyiz sebepleri; avukatlık ücreti, davacının ailesinin cezaevine geliş gidiş masrafları, davacının sağlık harcamalarının maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, kazanç kaybına eksik hesaplandığına, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının eksik olduğuna ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/8 Esas - 2018/8 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 04.07.2017-29.09.2017 tarihleri arasında 87 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 05.02.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Gerekçeli karar başlığında ''20.04.2018" olan dava tarihinin ise ''08.06.2018" olarak yazılması mahalinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin ile davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1.Davacının dava dilekçesiyle tutuklandığı dönem itibariyle Yedi Yazılım ve Bilişim Hizmetleri Ticaret Limited Şirketinin ortağı olduğunu, davacının bu şirketin gider ortaklığı esasıyla olarak çalıştığını ve her bir ortağın kendi müşterileriyle bireysel olarak çalıştığını beyan ederek maddi tazminata dayanak olarak göstermiş olduğu şirketler ile yaptığı sözleşmeler ve şirketlerin kestiği faturaların dayanak gösterilmek suretiyle maddi tazminat talep edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının şirketteki hissesinin %30 olduğunun tespiti ile, faaliyet karının ne kadarının davacıya ait olduğu hususu tam olarak tespitinin mümkün olmadığı, davacının 2014-2015-2016 yıllarında kendisine ait olduğunu beyan ederek sunmuş olduğu fatura ve sözleşmeler esas alınarak tutuklu kaldığı süre içerisindeki maddi zararının belirlendiği anlaşılmakla; davacının ilgili şirketin ortağı olduğu, sözleşmelerin şirket adına düzenlendiği, ilgili şirketin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu da dikkate alınarak; maddi tazminatın haksız tutuklama tarihinde geçerli olan net asgari ücret üzerinden yapılacak hesaplama sonucu maddi tazminatın belirlenmesi gerektiği gözetilmemesi,

2. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.05.2024 tarihinde karar verildi.