Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 04.04.2016 tarihli ve 2016/48 Esas 2016/114 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ile cezasının infazından sonra denetim tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına; olayın hukuki ihtilaf kapsamında kaldığı ile tazminat hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmüm usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1.Katılanın facebook.com isimli internet sitesinde ... isimli hesap ile Galatasaray-Bursaspor maçına bilet bulabilmek için iletişime geçtiği, sanığın verdiği hesap numarasına 150,00 TL gönderdiği takdirde biletleri kargoya verebileceğini söylemesi üzerine katılanın sanık ...'ın hesabına 150,00 TL yatırdığı; sanığın katılana ödemenin gerçekleşmediğini ve isminin ... olduğunu söyleyerek yeniden para yatırmasını istediği, maç biletlerini göndermediği, parasını da iade etmediği ve katılanın telefon ile kendisine ulaşmasını engellemesi şeklindeki eylemleri ile sanığın internet üzerinden bilet satışı bahanesiyle ilan verip, banka hesabına katılan tarafından 150,00 TL havale edilmesini sağlamak suretiyle haksız kazanç elde etmesi neticesi atılı bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.

2. Sanık aşamalardaki savunmalarında atılı suçu tevil yollu ikrar etmiştir.

3. Mahkeme tarafından tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; sanığın iddia olunduğu şekilde oluşa uygun eylemlerinin kabulü ile atılı banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görüldüğünden; katılanın 150,00 TL'sini de yargılama aşamasında katılana gönderdiği anlaşıldığından, 5237 sayılı yasanın 168 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak; sanık hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul (Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/293 Esas 2013/96 Karar sayılı mahkûmiyetin 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olduğu ve bu suçun 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığı, sanık ile katılanın uzlaştığı, anılan mahkemenin 21.12.2018 tarihli ek kararı ile kamu davasının düşmesine karar verildiği, sanığın adlî sicil kaydında başkaca tekerrüre esas nitelikte sabıkasının bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 04.04.2016 tarihli ve 2016/48 Esas 2016/114 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.05.2024 tarihinde karar verildi.