Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanık müdafii 26.05.2016 ve 14.07.2016 tarihli temyiz dilekçelerinde belirttiği sebeplerle hükmün bozulması talebinde bulunmuştur.

Sanığın, bir başka soruşturmaya istinaden 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi uyarınca vücudundan örnek alınmasına kızdığı ve aynı gün Facebook isimli sitede paylaşımda bulunmak suretiyle nöbetçi Cumhuriyet savcısı ve kolluk görevlisine hakarette bulunduğu iddia ve kabul olunmuştur.

Anayasa Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli ve 2021/83 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; Cumhuriyet savcısının, ceza muhakemesinde herhangi bir taraf ya da tarafın temsilcisi olmayıp kamu adına ceza muhakemesinin amaçlarının gerçekleştirilmesi için objektif davranmakla yükümlü kılındığı, tarafsız ve olabildiğince bağımsız olan Cumhuriyet savcısının yapmış olduğu tüm işlemlerin, nezdinde görev yapılan Cumhuriyet başsavcılığı adına yaptığı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 18 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Cumhuriyet başsavcılığının düzenli, verimli ve uyumlu bir şekilde çalışmasını sağlamak ve iş bölümünü yapmakla yükümlü olan Cumhuriyet başsavcısının, o yer yargı çevresinde görevli Cumhuriyet savcıları üzerinde gözetim ve denetim yetkisini haiz kılınmasının, Cumhuriyet başsavcılığının bir bütün olmasının sonucu olduğu, yine Başsavcının sahip olduğu yetkinin idari görevlerle sınırlı olmayıp adli görevleri de kapsadığı böylelikle Cumhuriyet başsavcılığı kararlarındaki yeknesaklığın sağlanması amaçlandığından somut olayda Cumhuriyet başsavcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması üzerine açılan kamu davasının usulüne uygun olduğu,
Öte yandan sanığın eyleminin katılan ve mağdura yönelik olduğu hususunda herhangi bir şüphenin olmaması, suç vasfının tayini ile takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına yönelik Mahkemenin gerekçesinde isabetsizlik görülmediğinden Tebliğname'deki bozma düşüncelerine iştirak olunmamıştır.

1. Sanık savunması, şikâyetçi ve katılan anlatımları, mesaj tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı hakaret suçunun sübut bulduğuna yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde isabetsizlik görülmemiştir.

2. Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın Facebook sayfasında herkese açık paylaşımda bulunmasına karşın, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı ve bu nedenle basit yargılama usulünün uygulanamayacağı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yö

Sanığın, bir başka soruşturmaya istinaden 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi uyarınca vücudundan örnek alınmasına kızdığı ve aynı gün Facebook isimli sitede paylaşımda bulunmak suretiyle nöbetçi Cumhuriyet savcısı ve kolluk görevlisine hakarette bulunduğu iddia ve kabul olunmuştur.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Dairemiz tarafından da söz konusu kararın ONANMASINA karar verilmiştir.

Sanık hakkında Seydişehir Cumhuriyet Savcılığınca 2015/1869 Soruşturma, 2015/1106 Karar numaralı dosya üzerinden yapılan soruşturma sonucu 03.09.2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından söz konusu kararın iade edilmesi üzerine aynı eylem sebebiyle sanık hakkında kamu davası açıldığı,
Dairemizin 2021/2384/esas- 2024/4317 sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.10.2020 gün, 2019/7-84 E., 2020/399 sayılı kararında, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2802 sayılı Kanun'un 5 inci ve 5235 sayılı Kanun'un 18 inci maddelerinde düzenlenen, sınırları açık ve net bir şekilde çizilmeyen gözetim ve denetim yetkisi adı altında Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılacak işlemlerin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların hukuken sonuç doğurmasına bir etkisi olmayacağı, anılan gözetim ve denetim yetkisinin bir suç soruşturması sonucunda hangi kararın verilmesi gerektiği yönündeki emirleri veya kararın onanmasını/iade edilmesini kapsamayacağı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın geçerlilik şartları arasında Cumhuriyet Başsavcısı tarafından anılan kararın onaylanmasının aranmadığı, Cumhuriyet Savcısı tarafından elektronik imza ile imzalanan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın onay aranmaksızın hukuken geçerli hâle geleceği, 5271 sayılı Kanun'da açıkça düzenlenen şartlar gerçekleşmeden hukuken geçerli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırılarak iddianame tanzim edilemeyeceğinin belirtildiği,
Böylelikle, karar ve iade tarihlerindeki yasal düzenlemelere göre Cumhuriyet Başsavcısının iddianame tanzimi ile kamu davası açılması gerektiği gerekçesiyle Cumhuriyet savcısının verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı kaldırma yetkisinin bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuken geçerli olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 173 üncü maddesinin gereğine tevessül edilmedikçe usulüne uygun açılmış bir kamu davası ve devamında kurulmuş bir hükümden bahsedilemeyeceği, ayrıca hukuki değerden yoksun olan iddianamenin de dava zamanaşımını kesmeyeceği, buna bağlı olarak dava zamanaşımını kesen son işlemin suç tarihi olması karşısında, 30.06.2015 tarihine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, DÜŞMESİNE, karar verilmesi gerekirken Dairemizce Yerel Mahkeme kararının ONANMASINA dair verilen karara karşıyız. 07.05.2024