İstinaf başvurusunun esastan reddine

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Burdur 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27.03.2018 tarih, 2018/126 Esas, 2018/390 sayılı Kararı ile sanığın 04.08.2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olup kesinleşmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan 6.080,00 TL adli para cezasına ilişkin hüküm açıklanarak sanık hakkında, hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi ile 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve aynı Kanun'un 286 ncı maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteğinin; verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilinin suç işleme kastının bulunmadığına, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına, söylenen sözlerin hakaret suçunu oluşturmayacağına, uzun yıllardır öğretmenlik mesleğini yapan müvekkilinin bu sözleri kullanmasının hayatın olağan akışına uygun olduğuna, ifade özgürlüğü olduğuna bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılanın Burdur İl Dernekler Müdürü olarak görev yaptığı, sanığın katılan hakkında Bimer'e yapmış olduğu müracaat üzerine yürütülen idari tahkikat esnasında muhakkike vermiş olduğu dilekçesinde katılan hakkında "...kendi siyasi düşüncesine aykırı gördüğü kişileri içinde bulunduğu derneklere engel olmak için görevini kötüye kullanmaktan çekinmeyecek denli militanca davranan bir kişidir, ...sanki dernekler müdürü ve memuru değil de inancı gereği içki ile mücadele örgütü mücahitleri gibi davrandıkları,...kasıtlı olarak resmi evrakları çarpıtarak gerçeğe aykırı beyanda bulunmaktan çekinmeyecek denli militan bir insandır,...devlet memuru tarafsızlığını yitirmiş militan bir ekip olarak görülüp algılanmaktadır" şeklinde ifadeler kullanması nedeniyle sanık hakkında açılan davada sanığın savunmalarına ve dilekçe içeriğine göre sanığın atılı suçu işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Belirttiği Hukuka Aykırılık Nedenleri ile 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri de Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Yönlerden Yapılan İncelemede
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin ..., şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Bu şekilde kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, ..., şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Mahkemece, sanığın, katılana hitaben söylediği kabul edilen sözlerinin katılanın ..., şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,

Nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca, Burdur 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.05.2024 tarihinde karar verildi.