Mahkûmiyet, kaçak sigaraların müsaderesi
Şikâyetçi Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanığın temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz sebepleri; ele geçirilen sigaraları satmak amacıyla satın almadığına, suç işleme kastının bulunmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerekçesiyle usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.
A. Şikâyetçi Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden;
Suç tarihinde Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.06.2013 tarihli ve 2013/316 Değişik İş sayılı arama kararı uyarınca sanığa ait Çelen Market isimli iş yerinde yapılan aramada toplam 363 karton gümrük kaçağı sigaranın ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın savunmasında, ele geçirilen sigaraları tanımadığı şahıstan satın aldığını, kaçak sigaraları iş yerinde bulundurmanın suç olduğunu bilmerdiğini beyan ederek atılı suçu inkar ettiği anlaşılmıştır.
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. Suç tarihi itibarıyla eşyaların gümrüklenmiş değerinin 20.628,85 TL ve hafif değerde olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu olayda ele geçen 363 karton gümrük kaçağı sigaranın Daire uygulamalarımıza göre ticari miktarda olması, sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması karşısında sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak:
1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 ve 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollaması ile 3/5, 3/10, 3/10-son cümle ve 3/23. maddeleri kapsamında bulunduğu, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi kapsamında hafif olması nedeniyle sanığın sonradan yürürlüğe giren ve lehe olan 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollaması ile 3/5, 3/10, 3/10-son cümle ve 3/23. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine, eyleme 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ve 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi tatbik edilerek karma uygulama yapılması,
2. Sanık hakkında adli para cezasının tayininde uygulama yeri bulunmayan “sanığın sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak” şeklindeki yasal olmayan gerekçe gösterilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden hüküm kurulması,
3. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasına göre eşyanın gümrüklenmiş değerin suç tarihine göre "hafif" olarak kabulünün gerektiği, mahkemenin de bu değere göre 1/3 oranda indirim yaptığı halde hüküm fıkrasında eşyanın gümrüklenmiş değerinin "pek hafif" olduğu kabul edilerek hükümde çelişkiye neden olunması,
4. Dairemizin bozma kararı üzerine; suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesindeki “Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” düzenlemesi karşısında, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezasında "1/2" oranında indirim yapılacağı da belirtilmek suretiyle etkin pişmanlık ihtarı yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5. Suç konusu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
6. 5237 Kanun'un 53/3. maddesi uyarınca, mahkûm olduğu kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında anılan maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
A. Şikâyetçi Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Sanığın eyleminin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, bu suçtan zarar görenin de Gümrük İdaresi olduğu cihetle suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının (Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, ... (Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu) vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2024 tarihinde karar verildi.