Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Gaziosmanpaşa 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2015 tarihli ve 2013/1101 Esas, 2015/256 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmonulan adli para cezasının yirmi dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilmiştir.
2.Gaziosmanpaşa 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2015 tarihli ve 2013/1101 Esas, 2015/256 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15.Ceza Dairesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/22935 Esas, 2017/25156 Karar sayılı kararı ile "...Sanığın, katılana telefonda kendisini polis olarak tanıttıktan sonra haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ile değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ve 2018/105 Esas, 2019/202 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve adli para cezasının 20 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine ilişkindir.
1. Sanık tarafından katılanın kullanmış olduğu ev telefonu aranmak suretiyle, kendisini polis olarak tanıttığı, katılana, banka hesabının Diyarbakır'da tanımadığı kişiler tarafından kullanıldığını, bu kişileri yakalamak için bildireceği hesaba 30.000 TL para yatırması gerektiğini söylediği, daha sonra katılanın sanığın bildirdiği hesaba 30.000 TL'yi havale yaptığı, bu şekilde sanık tarafından katılanın dolandırıldığı iddiasıyla hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçu kabul etmemiştir.
3. Katılan aşamada ki beyanında; sanık tarafından öncelikle ev telefonundan, daha sonra ise kullandığı cep telefonundan aranmak suretiyle kendisi polis memuru olarak tanıttığını, banka hesabının Diyarbakır'da tanımadığı kişilerin eline geçtiğini, bu kişileri yakalamak için sanığın bildirdiği hesaba suç tarihinde 30.000 TL para yatırdığını beyan ederek sanıktan şikâyetçi olmuştur.
4. Bozma sonrası dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş ve sanığın kabul etmemesi nedeniyle uzlaşmanın gerçekleşmediğine ilişkin rapor tanzim edilmiştir.
5. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi yirmi birinci fıkrası gereği uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu dikkate alınarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ve 2018/105 Esas, 2019/202 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.05.2024 tarihinde karar verildi.