Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, dava konusu 572 parsel sayılı taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, davalının taşkın bina yapmak suretiyle taşınmaza müdahale ettiğini belirterek, elatmasının önlenmesi ile inşa edilen binanın tecavüzlü kısmının yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; mevcut durumun 2006 yılında yapılan hatalı kadastro işlemi sonucu oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu edilen kısımların mahkeme kararı ile davacının taşınmazından çıkarılarak davalıların taşınmazına eklendiğini ve yargılama devam ederken oluşan yeni tapu kayıtları ile tecavüzün olmadığının sabit olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

çapa bağlı elatmanın önlenmesi ve kal talebine ilişkindir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde,

Dosya kapsamı ve toplanan delillere göre; dava tarihi itibariyle dava konusu 101 ada 572 parsel sayılı taşınmazın ( 194,32 m2 olarak) davacı adına kayıtlı olduğu, davalılar adına kayıtlı 101 ada 573 parsel üzerinde bulunan yapının 9,03 m2’lik kısmının davacıya ait 101 ada 572 parsele tecavüzlü şekilde inşa edildiği, Vezirköprü 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2013 tarihli ve 2013/254 Esas, 2013/740 Karar sayılı kararı ile, 101 ada 572 parselin fen bilirkişi raporunda C harfi ile belirtilen 9,03 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile 101 ada 573 parsel sayılı taşınmaz içine alacak şekilde (dosyamız davalıları ... ve ...) davacılar adına hisseleri oranında tapuya tesciline, fen bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen kısım dışında kalan alan yönünden taleplerin reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 15.05.2015 tarihinde (yargılama aşamasında) kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Dava tarihi itibariyle davalıların dava konusu taşınmaza müdahale ettikleri sabittir.
Elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının açıldığı tarih itibariyle davacı dava açmakta haklıdır. Yukarıda izah edilen tapu iptal ve tescil davasında verilen karar inşai nitelikte olup davacıyı elatmanın önlenmesi davası açmakta haksız duruma düşürmeyeceğinden, bu davada esas yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de dava açılmasına neden olan davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, (davanın reddine karar verilmek suretiyle) yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılıp aleyhine vekalet ücretine de hükmedilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle dava tarihi itibariyle haklı olan davacı aleyhine olacak şekilde vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.