Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalı arsa sahibinden 11.3.1998 tarihli harici sözleşme ile 4 nolu daireyi satın alıp bedelini ödediğini, davalının müteahhitle yaptığı sözleşmeden döndüğü ve tapusunu geri aldığını öğrendiğini ve ihtara rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, dairenin rayiç değerinden şimdilik 8.000 TL.nin yasal faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 25.462 TL.nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, harici sözleşme ile satın aldığı taşınmazın tapu devrinin verilmediği gerekçesi ile dairenin rayiç bedilinin ödetilmesi isteği ile eldeki davayı açmış ve davalı ... imzalı 11.3.1998 sözleşmeye dayanmıştır. Davalı ... cevap dilekçesi ile, sözleşme aslını görmediği için imzanın kendisine ait olup olmadığını bilmediğini açıklamış, ölümü üzerine davaya dahil edilen mirasçısı ... de imzaya itiraz ettiğini bildirmiştir. Hal böyle olunca HUMK.nun 308 ve devamı maddeleri gereğince yöntemine uygun bir araştırmanın yapılması gerekir. Davalı murisinin tetkike medar imzaları toplanarak, sözleşme aslındaki imzalar ile karşılaştırılarak, konusunda uzman üniversite öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kuruluna incelettirilerek imzaların davalı eli mahsulü olup olmadığının saptanması gerekir.
Sözleşmedeki imzanın davalı tarafın el ürünü olduğunun anlaşılması halinde; taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu ve tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olduğu (MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri) ve geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmayacağı, tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebileceği hususları gözden kaçırılmamalıdır.
2011/181-12963
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır.
Açıklanan nedenlerle, harici sözleşmedeki imzanın davalı tarafa ait olduğunun anlaşılması halinde, davacının 11.3.1998 tarihinde ... olduğu 1.500,00 TL.nin, çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle davacının taşınmazın tapusunun kendisine verilmeyeceğini ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle ulaşacağı alım gücü, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar altında ve gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişi veya kurulundan nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenecek miktara istemle de bağlı kalınarak hükmedilmelidir.

Mahkemece yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 22.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.