Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz sebepleri; toptan satıcılardan ürün aldığına, satıcılar tarafından diğer ürünlerin arasına konulan 14 eşofmandan haberdar olmadığına, eylemin suç olduğunu bildiğinden ... markalı ürünler satmadığına, markanın taklit olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığına, hitap ettiği kesim itibarı ile iş yerinde markalı ürünleri satma imkanının da bulunmadığına, bu zamana kadar hakkında benzer suçtan herhangi bir işlem yapılmadığına, kararın bozulması talebine ilişkindir.
Katılan vekili şikâyet dilekçesi ile sanık tarafından işletilen ... isimli iş yeri hakkında, hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama yapılması talebi ile şikâyetçi olmuştur.
Pazarcık Sulh Ceza Hâkimliğinin, 28.11.2015 tarihli ve 2015/451 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda ilgili iş yerinde yapılan aramada, 14 adet eşofman altına el konulmuştur.
Sanık hakkında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında; ele geçen ürünlerin kendine ait olduğunu ancak markanın taklit olduğunu bilebilecek imkânı bulunmadığını, birden fazla servisten giyim eşyası aldığından dolayı ele geçen ürünleri nereden aldığını bilmediğini, suç işleme kastı bulunmadığını, pişman olduğunu beyan etmiştir.
Dosyada mevcut 15.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu ürünlerde kullanılan markaların katılan adına tescilli markalar ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, katılan adına tescilli markalara iktibas yolu ile tecavüzde bulunulduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanığın yaptığı iş gereği, iş yerinde ele geçen ve tescilli markaları taşıyan ürünlerin taklit ürün olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla, aşağıda yer alan hukuka aykırılık nedenleri dışındaki sübuta yönelen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden“etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/7. maddesinin; aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. ve 254. maddelerinin uygulanmasında zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında verilen hükmün bozulması gerekmiş,
Kabule göre ise;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin hatalı gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.05.2024 tarihinde karar verildi.