Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/87 Esas, 2016/111 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basın ve yayın organlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; suçu işlemediğine, sahibi olduğu hesap numaralarını başka bir kişiye komisyon karşılığında kullandırdığına ilişkindir.
1. Katılanın, 2013 yılı Nisan ayı içerisinde Facebook sosyal paylaşım sitesi üzerinde gördüğü Samsung Galaxy marka cep telefonu ilanına istinaden telefonu satın almak üzere sanığa ait Kadıköy PTT Müdürlüğünde bulunan posta çeki hesabına 250,00 TL para gönderdiği, 02.05.2013 tarihinde katılanın Patnos'taki adresine teslim edilen kargo paketinden bir tomar gazete kağıdı ile cinsel içerikli bir ürün çıktığı, katılanın sanığa ulaşamadığı ve zararının giderilmediği anlaşılmıştır. 2. Sanık soruşturma aşamasında suçlamayı tamamen reddederek Facebook hesabının bulunmadığını, internet kullanmayı bilmediğini, ancak kargo gönderiminde kullanılan telefon hattının kendi adına kayıtlı olduğunu beyan etmiş, kovuşturma aşamasında hakkında çıkarılan yakalama kararının infazı sırasında Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2016/32 D. İş sayılı tutanağına göre susma hakkını kullanmış ve hüküm duruşmasında esas Mahkemesinde hazır bulunarak Facebook hesabıyla paranın gönderildiği hesabın kendisine ait olduğunu ancak hesaplarını komisyon karşılığında ... isimli bir kişiye kullandırdığını beyan etmiştir.
3. Katılanın aşamalardaki beyanları istikrarlıdır.
4. Kargo gönderi makbuzu üzerinde gönderici olarak sanığın adının ve kendisine ait olduğunu beyan ettiği telefon numarasının bulunduğu ve kargo içeriğinin tutanakla tespit edildiği anlaşılmıştır.
5. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
1. Sanığın, Facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden gerçekleştirdiği eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında yer alan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında yer alan basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmuş ise de bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Re'sen dikkate alınan husular yönünden; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.06.2013 tarihli ve 2013/8 Esas, 151/304 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğü bulunan sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken en ağır cezayı içeren ilâmın tekerrüre esas alınması gerekirken sanığın adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2005/399 Esas, 2006/212 Karar sayılı, 1 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin ilâmı yerine daha az cezayı içeren ve birden fazla; Erzurum (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 13.12.2012 tarihli ve 2009/43 Esas, 2012/732 Karar sayılı, 1.200,00 TL adli para cezasına ilişkin ilâm ile Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2007 tarihli ve 2006/294 Esas, 2007/233 Karar sayılı, 10 ay hapis cezasına ilişkin ilâmın birlikte tekerrüre esas alınması ve birden fazla ilâma yer verilmek suretiyle infazda tereddüte yol açılması hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 20145/87 Esas, 2016/111 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA,
bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulandığı paragrafta yer alan; "Erzurum 1. Sulh Ceza Mahkemesi(Kapatılan)'nin 2009/43 Esas, 2012/732 Karar sayılı 30/01/2013 tarihinde kesinleşen cezası ve Gebze 3. Aslıye Ceza Mahkemesinin 2006/294 Esas, 2007/233 Karar sayılı 16/02/2011 tarihinde kesinleşen cezası" ibaresinin hükümden çıkarılması ve yerine; "Gebze Ağır Ceza Mahkemesinin, 2005/399 Esas, 2006/212 Karar sayılı, 1 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin ilâmının" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen Gebze 3. Aslıye Ceza Mahkemesinin 2006/294 Esas, 2007/233 Karar sayılı ilâmı nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.