SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın, hüküm tarihinden sonra sunulan ve harçlandırılan vekâletnameye istinaden sanığın müdafiine tebliğ edildiği anlaşılmış ise de hüküm tarihinde müdafi olmayana yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı belirlenerek sanığın öğrenme üzerine temyizinin süresinde olduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/188 Esas, 2016/288 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

a. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

b. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 35.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

Karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suçu işlemediğine, çekteki yazıların kendisine ait olduğuna, çeki hatıra binaen kendisinin doldurduğuna ancak çeki imzalamadığına ilişkindir.

1. Sanığın, 21.000,00 TL borç para ve bir traktör alımı konusunda anlaşmaya vardığı katılana, suça konu 87.500,00 TL bedelli, hamiline yazılı, tamamen sahte olarak üretilmiş çeki verdiği, katılanın da bu çeki ticari ilişki kapsamında tanık Gazi’ye vermek suretiyle kullandığı, tanığın çeki bankaya ibrazında sahte olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.

2. Sanık suçlamayı kabul etmeyerek suça konu çeki ilk kez gördüğünü beyan etmiştir.

3. Katılan ...'in aşamalardaki beyanlarının her aşamada istikrarlı olduğu ve tanık ...'in anlatımlarıyla da desteklendiği belirlenmiştir.

4. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 16.04.2015 tarihli raporunda, suça konu çekin tamamen sahte olduğu, çekteki tüm rakam ve yazıların sanığın eli ürünü olduğu, çekteki imzanın ise karakteristik özelliği bulunmadığından sanığa ait olup olmadığı belirlenemediği belirtilmiştir.

5. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

1. Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında tekerrüre esas alınan Andırın Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.06.2008 tarihli ve 2008/9 Esas, 2008/81 Karar sayılı ilâmına konu suçun, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan dolandırıcılık suçuna ilişkin olduğu, mezkûr suçun, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi gereği uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, sanık hakkında hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilip çektirilmeyeceğinin infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görüldüğünden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği anlaşılmakla, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/188 Esas, 2016/288 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; “para cezalarının ödenmemesi halinde adli para cezalarının hapse çevrilmesine,” ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.05.2024 tarihinde karar verildi.