Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2013 tarihli ve 2013/302 Esas ve 2013/499 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin tatbikine karar verilmiştir.

2. Kararın, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 28.03.2018 tarihli ve 2016/2475 Esas, 2018/2130 Karar sayılı ilâmıyla;
"Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu"

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2018/383 Esas, 2019/525 Karar sayılı kararı kararı ile; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin tatbikine karar verilmiştir.

Sanığın temyizi; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Katılanı, 24.09.2012 tarihinde sanığın kendi adına kayıtlı hatla aradığı, kendisini katılanın akrabası olan Hasan Civelek olarak tanıttığı, hasta olduğunu, sesinin değişik gelmiş olabileceğini söylediği, hasta olduğu için kalkamadığını özel şoförünü Bursa'ya gönderdiğinde parasının bittiğini öğrendiğini, özel şoförüne 700,00 TL para gerekli olduğunu söylediği, bu hususu çocuklarının duymamasını rica ettiği, katılanın da verilen banka hesabına 700,00 TL parayı gönderdiği, sanığın, 25/09/2012 tarihinde 2.500,00 TL, 2 gün sonra 3.000,00 TL, 02/10/2012 tarihinde 4.000,00 TL, bir hafta sonra 5.000,00 TL ve 16/10/2012 tarihinde 5.000,00 TL istediği, katılanın da buna inanması neticesinde sanığın banka hesabına altı farklı işlemde toplam 20.200,00 TL gönderdiği, katılanın kardeşi ile yaptığı görüşme neticesinde Hasan Civelek'in sağlığının iyi olduğunu öğrendiği, dolandırıldığını anlayarak şikayetçi olduğu, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. Mahkemesince sanık hakkında dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;

1. Sanığın, aynı suç işleme kararı kapsamında farklı tarihlerde birden fazla dolandırıcılık işlediği anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ile 43 üncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2018/383 Esas, 2019/525 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.05.2024 tarihinde karar verildi.