Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 02.09.2003-23.07.2013 devresinde aralıksız çalıştığını, 08.00-18.00 arası çalıştığını, çay molası olmayıp yarım saat yemek molası olduğunu, net 1.225 TL maaş, 120 TL yemek ve 155 TL yol toplamda 1.500 TL aldığını, son ücretin 900 TL eksik ödendiğini, dini bayram hariç tüm resmi tatillerde çalıştığını, iş akdi bildirimsiz şirket tarafından feshedildiğinin ibranamede sabit olduğunu, kıdem ihbar tazminatı alacağı toplamı 12.629,62 TL ödeme yapıldığını, ibranamenin kanuna aykırı olup alacakların eksik ödendiğini, ibra sözleşmesinin iş sözleşmesi sona erdikten 1 ay sonra yapılmadığını, işten çıkışının 22.07.2013 olup ibraname tarihi 22.07.2013 olduğunu, fesihten 1 ay geçmeden önce yapılan ibranameler geçersiz olup ödeme mahsup edilmesi gerektiğini, ibranamede ücretin 1.050 TL olarak gösterildiğini oysa 1.500 TL olduğundan kıdem ihbar tazminatı eksik hesaplandığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, işçilik alacakları zamanaşımına uğradığını, davacıya kıdem ihbar tazminatına mahsuben 12.629,62 TL sonrasında yazılı imzalı belge ile 3.455 TL ödeme yapıldığını, kıdem ihbar alacağının kalmadığını, ibraname ile de şirketi ibra ettiğini, 5 gün 08.30-18.00 arası yemek molası 1 saat verildiği fazla mesai alacağı olmadığını, imzalı bordrolarda son ücret 1.000 TL olduğunu ve bordrolar ile ... verileride mutabakat bulunduğunu, yol yemek ödemesi olmadığını, son ay 22 günlük 770 TL çalışması karşılığı ücreti bankadan ödendiğini, ücret bordrosunda yer aldığını, genel tatil günlerinde çalışma olmadığını, tüm izinlerini kullandığını, işten ayrıldığı Temmuz başında 20 günlük yıllık ücretli izne ayrıldığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının hizmet süresinin 02.09.2003-22.07.2013 tarihleri arasında 9 yıl 10 ay 20 gün olarak kabul edildiği, emsal ücret araştırması ile desteklenen davacı tanıklarının beyanlarına göre son ücret net 1.225,00 TL olarak kabul edildiği, davalı tarafından kıdem ve ihbar tazminatlarına mahsuben ödemeler yapılmış olması hususu dikkate alındığında iş akdinin işveren tarafından feshedildiği kabul edilerek bakiye kıdem ve ihbar tazminatı hesaplandığı, hesaplamalarda yol ve yemek ücreti ilavesinin ayrıca yapıldığı, dosya kapsamındaki ibramane alacağının tamamını karşılamadığı için makbuz hükmünde kabul edilerek diğer alacakların ibra edildiği anlamını taşımadığından hareketle diğer alacaklar yönünden araştırma ve inceleme yapılmadığı, yıllık izin konusunda ispat yükünün işverende olup imzalı izin defteri veya benzeri belgeler ile kanıtlama yükümlülüğü bulunduğu, ancak duruşmada dinlenen hem davacı tanıkları hem de davalı tanıkları yıllık izinlerin tam ve eksiksiz kullandırıldığını beyan ettiği, davacı tanıklarının diğer tüm beyanlarına itibar edilirken, yıllık izin konusundaki beyanlarının davalı lehine delil olarak kullanılmaması hukuki vicdan açısından yerinde görülmediğinden davacının yıllık izinlerini tam ve eksiksiz kullandığı kabul edilerek bu yöndeki talebin reddedildiği, hatta davacı vekilinin talebi ile davacı tanığı Sıddık'a soru sorulduğu, tanığın, davacının sorulan soruya davacı yıllık izindeydi şeklinde beyanda bulunduğu, fazla çalışma konusunda tanık beyanlarına dayanılmış olup, davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre yarım saat olarak kullandırıldığı için bilirkişi hesaplamasında bu husus yönünden tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamaya itibar edildiği, yine tanık beyanlarına göre haftalık 2.5 saat fazla çalışma yapıldığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, ulusal bayram genel tatil alacakları yönünden tanık beyanlarına itibar edildiği, bu konuda yapılan bilirkişi değerlendirmesi ve hesaplamasına göre hüküm oluşturulduğu, ücret alacağı yönünden yapılan değerlendirmede yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye ücret alacağı hesaplandığı, zamanaşımı defi dikkate alınarak yeniden değerlendirme ve inceleme yapıldığı gerekçesi ile yıllık izin haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki bilgi ve belgelere ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik görülmemesine ve özellikle taraf tanıklarının beyanlarından davacının 10 saatlik çalışmada yarım saat ara dinlenmesi kullandığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazları, davacı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, taraf tanıklarının davacının yıllık izinlerini kullandığını belirtmesi nedeni ile yıllık izin ücreti talebi reddedilmiş ise de tanıkla ispatlanabilen alacakların ispatında tanık deliline değer verilmesi yıllık izin ücretinin belge ile ispatlanması kuralını ortadan kaldırmayacağı gibi davacının yıllık izin konusunda yemin ettiği de gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile yıllık izin ücreti talebinin reddi hatalıdır.
Yıllık izin ücretinin davacının yemini ve belge ile ispat kuralı kapsamında tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken reddi isabetsizdir.
3-Davalı lehine vekalet ücreti bakımından, kabule göre, yıllık izin ücreti reddedilmemiş olsa dahi ıslahen artırılan kısımlardan takdiri indirim haricinde reddedilen miktar 1966,92 TL olup, buna göre davalı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Reddedilen 61111 TL yıllık izin ücreti miktarı, yıllık izin ücreti haricinde reddedilen miktara eklendiğinde bulunacak nispi vekalet ücreti, maktu vekalet ücreti olan 1500 TL’nın altında kaldığından, ancak, yıllık izin ücreti olmasa dahi rededilen miktar 1500 TL’nın üzerinde olduğundan, yıllık izin ücreti reddedilse de reddedilmese de davalı lehine 1500 TL vekalet ücretine hükmedilmesi kabule göre yerindedir.
Neticeten, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabule göre davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yerinde ise de bozma sonrası kurulacak hükümdeki miktarlar ve yeni hüküm tarihinde geçerli olacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre taraflar lehine vekalet ücreti yeniden ele alınmalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.