Değişen suç vasfına göre; icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sanık lehine olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddeleri uyarınca davanın mahkemece İçişleri Bakanlığına ihbarı ile sanığın 14/05/2013 tarihli hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasına yönelik talebi bakımından mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167 Esas, 2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, ... ili Aksu İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma uzman çavuş olarak görev yapan sanığın, mağdur hakkında ... Vergi Dairesi Başkanlığının internet sayfası üzerinden yapılan ihbarı 700 Amerikan doları verilmesi halinde işleme koymayacağını beyan etmesi ve mağdurun suçüstü yapılmasını sağlamak amacıyla önceden kolluğu ve Cumhuriyet savcılığını haberdar ederek bu miktarda dövizi teslim etmesi sonrasında sanığın suçüstü yakalanması şeklinde gelişen dava konusu somut olayda, mağdurun önceden kolluğu ve Cumhuriyet savcılığını da haberdar etmek suretiyle sanığın yakalanmasını sağlaması karşısında; sanığın, öğreti ve
uygulamada kabul edildiği üzere yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışlarının bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sabit görülen eyleminin hukuki nitelendirmesinin yapılması amacıyla suç tarihindeki görevinin ve suça konu evrakı işleme koymakla ilgili bir yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra suç niteliğinin tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Mağdurun suç tarihindeki ekonomik durumunun araştırılmasından sonra irtikap edildiği kabul edilen yarar yönünden TCK'nın 250/4. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın üzerine atılı suçu 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilmesine rağmen hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK'nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısı ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 06/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.