İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki zilyetlik şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1997 yılında yapılan kadastro sırasında 622 ada 2 parsel sayılı 296,23 metrekare yüzölçündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'ın kullanımında bulunduğu" şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve 23.03.2000 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili; kadastro öncesi nedenlere dayanarak, 622 ada 2 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde ... adına olan kullanım şerhinin iptali ile müvekkili olan davacı ...'in adının yazılması istemiyle 29.01.2016 tarihinde dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Kadastro tespitinde davacının fiili kullanıcı olduğu iddiasının tanık beyanı ile dahi ispat edilemediği, kesintisiz ve aralıksız devam eden zilyetliğinin bulunmadığı, salt beyana dayalı ödenen vergilerin zilyetliğin tespiti için yeterli olmadığı, davacısının tespit tarihi itibarıyla kullanıcı olduğuna yeterli bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Çekişmeli taşınmazda 2/B kadastro çalışmasının 1997 yılında yapıldığı ve taşınmazın 23.03.2000 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, dosya içeriğine göre güncelleme çalışmalarına konu olmadığı, davacının, dava konusu taşınmazı 1971 yılında satın aldığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı, davanın kadastro tespitinin yapıldığı 1997 yılından önceki nedenlere dayandığı, davanın açıldığı 29.01.2016 tarihi itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, İlk Derece Mahkemesince, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de ret kararı sonuç olarak doğru olduğundan" istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi