Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin temyiz istemi; arama işleminin ve icrasının usulsüz olduğuna, gerekçeli karar başlığında suç türünün yanlış gösterildiğine, sanığın mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına, sanığın lehine olan delillerin toplanmadığına, sanığın mükerrir olmadığına, sanık hakkında kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların uygulanması gerekirken uygulanmadığına ve re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir.
Kolluk görevlileri tarafından... Büfe adlı iş yerinde kaçak sigara satışı yapıldığı bilgisi alınması üzerine Sulh Ceza Hakimliğince verilen adlî arama kararı ile bahse konu iş yerinde yapılan aramada; iş
yerinin satış tezgahının altındaki bölmede 49 adet kaçak alkollü içki ve 77 paket kaçak sigara ele geçirilmiştir.
Sanığın ağabeyine ait iş yerine geçici olarak bakmakta olduğu sırada, dava konusu kaçak içki ve sigaraları kendisinin satmak için getirdiğini beyan etmesi üzerine, sanık hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un (4733 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında; dava konusu içki ve sigaraları satmak için aldığını beyan ederek ikrarda bulunmuştur.
Sanığa 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollaması ile 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmıştır..
Servet Büfe adlı iş yerinde kaçak sigara satışı yapıldığı bilgisi üzerine iş yerinde yapılan adlî aramada ele geçen kaçak sigara ve içkileri, sanık ...'ın kendisinin satmak için getirdiği yönündeki ikrarı karşısında, atılı suçun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Somut olayda, arama kararına ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itirazın olmadığı, sanığın arama sonucunda ele geçen kaçak sigara ve içkilerin kendisine ait olduğuna ilişkin açık ikrarının mevcut olduğu, arama işlemine ve arama yapılırken bir takım hakların ihlal edildiğine yönelik olarak sanıktan gelen herhangi bir yakınmanın bulunmadığı cihetle; Anayasa Mahkemesinin 15.04.2015 tarihli ve 2013/2392 Başvuru numaralı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.06.2007 tarihli ve 2007/7-147 Esas, 2007/159 Karar sayılı karar içerikleri kapsamında, somut olayda hukuka aykırı olarak elde edilmiş delilden söz edilemeyeceği gözetilerek; ihbar içeriği, kaçak sigaraların miktar ve niteliği ile ticari iş yerinde yakalanmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, arama işlemi ve icrasında bozmayı gerektirir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık hakkında suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6545 ve 7242 sayılı Kanun'larla değişik 5607 sayılı Kanun hükümlerine göre uygulama yapılmış olsa da sanığın eyleminin suç tarihi, suçun işleniş biçimi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla 4733 sayılı Kanun kapsamında kaldığı cihetle, gerekçeli karar başlığında suç türünün yanlış olarak gösterildiğine ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
Sanığın adlî sicil kaydında yer alan İskenderun 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.03.2009 kesinleşme tarihli, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçuna ilişkin 6.000,00 TL adlî para cezasının, 14.03.2012 tarihinde yerine getirilmiş olması sebebiyle, dava konusu 05.12.2012 tarihli suçtan kurulan hükümde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık hakkında temel ceza belirlenirken alt sınırdan hüküm kurulması karşısında tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
1.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" şeklindeki düzenleme ile etkin pişmanlık hususunda soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına ihtarat yükümlülüğü getirildiği ve soruşturma ve kovuşturma evreleri için ayrı indirim oranları düzenlendiği, somut olayımızda sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, bu nedenle kovuşturma aşamasında gümrüklenmiş değerin 2 katını yatıran sanığın cezasında 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2.Sanık hakkında hem hapis hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasında, adlî para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
3.Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılan sıfatı da bu nedenle kaldırılmış bulunan Gümrük İdaresi lehine vekâlet ücretine hükmolunması isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği; hükmün 1 inci bendinin 5 inci paragrafından ''1/3 oranında indirim yapılarak 8 ay hapis ve 1 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına'' ibaresi çıkarılarak yerine ''1/2 oranında indirim yapılarak 6 ay hapis ve 1 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi, hükmün 1 inci bendinin 6 ncı paragrafından ''6 ay 20 gün hapis ve 1 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına'' ibaresi çıkarılarak yerine ''5 ay hapis ve 1 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi, hükümden tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin paragraftan ''cezasının'' ibaresi çıkartılarak yerine gelmek üzere hükme ''hapis
cezasının'' ibaresinin eklenmesi, hükümden vekâlet ücretine ilişkin kısmın çıkarılması ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2024 tarihinde karar verildi.