HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 16.Asliye Ceza Mahkemesi 01.12.2014 tarihli kararıyla dolandırıcılık suçundan sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi gereği beraatine, sanık ... hakkında ise 2 yıl 6 ay hapis ve 50.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sanık ... ve katılan müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 15.Ceza Dairesinin 08.10.2019 tarihli kararıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, İstanbul 16.Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2021 tarihli ve 2019/1054 Esas, 2021/543 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157 nci maddesi, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 50.000 TL adli para hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanıkların temyiz talepleri atılı suçu işlemediklerine ilişkindir.
1. Katılanın uzun zamandır arkadaşı olan sanık ...’ın kendisine çok kısa zamanlarda çok para kazanmanın mümkün olduğunu söyleyip iştirak iradesi içinde olduğu diğer sanık ... ile katılanı bir araya getirdiği, sanık ...’in ABD'de hazır ithal edilecek telefonların olduğuna, bu ithalatın sağlanması için para gerektiğine, ithal gerçekleştiği takdirde paralarının katlanacağına, bu ithalat için 50.000 USD'ye ihtiyaç olduğuna katılanı inandırıp, katılanın sanık ...' nun hesabına 14.05.2012 tarihinde 90.000 TL, 02.08.2012 tarihinde 116.623 TL, 28.09.2012 tarihinde 10.000 TL parayı havale etmesini, ayrıca 18.000 TL'yi ise elden sanık ...'a vermesini sağladıkları ve katılanı bu şekilde toplam 234.623 TL dolandırdıkları iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanıkların ve tanıkların beyanları, banka hesap detay dökümleri, dekontlar ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların iştirak halinde katılanı doladırdıkları kabülü ile mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
3. Atılı suçun 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
Suç tarihinin katılanın en son parayı gönderdiği 02.08.2012 olduğu ve mahkemece dosyanın uzaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. Sanıkların farklı tarihlerde katılandan toplam 234,623 TL.menfaat temin etmiş olmaları karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamış olması nedeniyle eksik ceza tayini,
2. Katılan ile sanıkların uzlaştırma işlemlerinin katılanın uzlaşmak istemediği yönündeki beyanı karşısında başarısız olduğuna dair 17.01.2020 tarihli uzlaştırma raporuna karşın, bozma sonrası yapılan yargılama esnasında sanık ...'nun zararın giderimi amacıyla ödeme yapmaya başladıklarını beyan etmesi, diğer sanık ...'ın bu durumun kendisi için de etkili olduğuna dair beyanları ve dosya arasında bulunan katılan vekili ve sanık ... müdafinin dilekçeleri ve sanık ...'nun hüküm öncesinde katılana bir kısım ödemeler yaptığına dair dosya arasında sunulan dekontlar karşısında, iştirak iradesi içindeki sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun 168 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma ihtimaline binaen, sanığın ödemelerinin miktarı incelenerek kısmen mi yahut zarar miktarı dikkate alınarak tamamını mı giderdiklerinin tespiti, kısmi ödeme yapılmış olduğunun tespit edilmesi halinde katılandan kısmi ödemeye muvafakati olup olmadığının sorularak sonucuna göre etkinlik pişmanlık hükümleri de tartışılmak sureti ile karar verilmesi gerekirken sanıklar hakkında eksik inceleme ile hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 16.Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2021 tarihli ve 2019/1054 Esas, 2021/543 Karar sayılı kararında sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.