Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacılar vekili, 589 parsel, 230 parsel ve 231 parsel sayılı Hazineye ait taşınmazların davacıların murisi... tarafından ölene kadar kullanılageldiğini, onun ölümünden sonra ise tüm mirasçıların beraber kullandıklarını, her yıl Hazineye yatması gereken paraları davalının davacılardan topladığını, kendisinin götürüp yatırdığını, makbuzları daha sonra davalının kendi lehine kullanıp Hazineden taşınmazları satın aldığını açıklayarak davalı adına olan tapu kayıtlarının miras payları oranında iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili, 3 adet taşınmazın evveliyatında bütün iken davalının 1972 yılında askerden gelince bunları kullanmaya başlayıp ecrimisil bedellerini ödediğini, 4070 sayılı Yasa'ya dayalı olarak taşınmazları Hazineden satın aldığını, davacıların taşınmazlarda hiçbir haklarının olmadığını, davalının zilyet olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil istemli davası olduğu, uyuşmazlık konusunun dava konusu taşınmazların tarafların ortak murisinden eklemeli olarak tarafların zilyetliğinin olup olmadığı, davalının edinme sebebi ve bu sebebe göre davacıların da taşınmazda payının olup olmadığına yönelik olduğunu, tüm tanık beyanlarından ve taşınmazdaki ağaçların yaşlarından taşınmazların evveliyatında murisleri... zilyetliğinde olduğu onun ölümüne kadar komşu taşınmazlarla bir bütün halinde kullanıldığı onun ölümünden sonra mirasçıların zeytinlikten istifade ettiği anlaşılmakta ise de taşınmazın Hazine adına tapulu padişah çiftlik arazilerinden oluşu nedeniyle davacılar murisinin taşınmazda işgal eden konumunda olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazı edinemediği, buna Kadastro Mahkemesinde buna ilişkin davacılar ve davalının açtığı 1985/3-1985/5 sayılı davada arazinin ... Çiftliğine ait haritada dayanak tapu kaydı sınırlarında kaldığı için tespit gibi hazine adına tescile karar verilerek Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, yörede kadastro tespitinin 1984-1985 yılında yapıldığının görüldüğü, bu nedenlerle davacıların ve davalının zilyetlikle taşınmazı edinemediği, uyuşmazlık konusu 4070 sayılı Yasa gereği davalının taşınmazı edinmesinde bundan önceki dönemlere ait ecrimisil ödemelerinde davacıların payı olup olmadığı yönünden ise davacılar her yıl ecrimisil bedelini verdiklerini davalının gidip bunları kendi adına maliye veznesine yatırdığını iddia etmişler ise de incelenen tüm makbuzların davalı adına olduğu ayrıca davacıların Tirede yaşamadığı davalının taşınmazların bakımını murisin ölümüden beri yaptığı tanık beyanlarıyla sabit olduğu, 4070 sayılı yasa gereğince davalının taşınmazları edinmesinde usul ve yasa kurallarına aykırılık görülmediği, davacıların ödediklerini iddia ettikleri geçmiş ecrimisil bedellerini sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıdan isteyebileceği kanaatine varıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4070 sayılı Yasa gereği yapılan satış ile davalı adına kaydedilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacıların payına düşen oranda iptali ile adlarına tescili istemine ilişkindir. Uyuşmazlıklar, gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre çözüme kavuşturulur.

İddia edilen tarihte yürürlükte bulunan 4070 sayılı Yasa, Hazineye ait tarım arazilerinin satış esaslarını belirlemektir. İlgili Yasa'nın 2. ve 3. maddelerine göre Hazineye ait tarım arazileri, peşin veya taksitle satılabilir ve tarım arazilerinin satışı ile ilgili ihalelere, taşınmaz malın bulunduğu köy veya belde nüfusuna kayıtlı, o köyde veya beldede oturmakta olan veya 31.12.2002 tarihinden önce o köyde bir taşınmaz malı malik veya zilyed olarak tasarruf eden gerçek kişiler katılabilir. Aynı Yasa'nın 7. maddesinde "Hazineye ait tarım arazileri, 31.12.2002 tarihinden önce beş yıl süreyle fiilen tarımsal amaçla kullanılması ve bu hususun Hazinece belirlenmiş olması şartıyla, kullananlara doğrudan satılabilir." hükme bağlanmıştır. Yine Yasa'nın 10. maddesine göre satılan tarım arazileri on yıl süre ile tarım dışı amaçlarla kullanılamaz, bu husus tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılır. Bu süre sonunda tarım dışı amaçla kullanım Tarım ve Köyişleri Bakanlığından alınacak izne tâbidir
Somut olayda, dava konusu edilen 230 parsel, 231 parsel ve 589 parsel sayılı taşınmazlar 4070 sayılı kanun hükümlerine göre doğrudan satışı yapılarak davalı adına tescil edilmiştir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde ret kararının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. İdare'nin, 4070 sayılı Yasa'ya göre satış için davalının taşınmazları 31.12.2002 öncesi beş yıl kullanımı olup olmadığı hususundaki tespiti ecrimisil ihbarnamalerinden kaynaklanmaktadır. Davacılar, ecrimisil paralarını davalının yatırdığını kabul etmekle birlikte ecrimisil yatırması için davalıya para gönderdiklerini ve kanunun aradığı şart olan kullanımın ise taraflarca ortak olduğunu sadece davalı tarafından taşınmazların kullanılmadığını iddia etmiştir.
Dosya kapsamında bilgi, belge, tarafların ortak murisi...'nın 27.01.1973 tarihinde vefatı, 230 parsel sayılı taşınmaz için... mirasçıları olan iş bu eldeki dosyanın davacıları ve davalısı tarafından açılan tesbite itiraz davası hakkında verilen Tire Tapulama Mahkemesinin 1983/3 Esas ve 1985/5 Karar sayılı ilam içeriği, 231 parsel sayılı taşınmazla ilgili Tire Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/134 Esas ve 1974/179 Karar sayılı ilam içeriği, 230 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı beyanlar hanesinde davacılar ve davalıya ait ağaçlara dair şerh, 589 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı beyanlar hanesindeki tarafların ortak murisi İsa'ya ait zeytin ağaçlarında dair şerh ve davacılarında taşınmazları kullandıklarını belirtir her iki taraf tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davalının köyde ikamet ettiği ve taşınmazları kullandığı sabit ise de bu kullanıma konu taşınmazların tarafların ortak murisinden kaynaklandığı ve davalının taşınmazları tek başına değil diğer mirasçı davacılarla birlikte kullandığının kabulü gerekir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin yanılgılı değerlendirilmesiyle davanın reddi hatalı olmuştur. Davacı tarafa, üç parça taşınmazın satın alımı için İdare'ye davalı tarafından ödenmek zorunda kalınan bedelden miras payı oranlarına göre hisselerine düşen meblağı mahkeme veznesine depo etmeleri için süre ve imkan tanınmalı, sonucuna miras paylarına oranında davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescile karar verilmelidir.

Yukarıda gösterilen nedenlerle davacılar vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.